REHBER OBASI TURİST REHBERLERİ TARTIŞMA PLATFORMU Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >EDEBİYAT ALANI >DİLİMİZ TÜRKÇE
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARI

 Gönder Gönder
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
TUREBTÜRKİYE Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Konum: Ankara
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 4404
  Alıntı TUREBTÜRKİYE Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARI
    Gönderim Zamanı: 02.Aralık.2009 Saat 01:59

ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARIN BUGÜNKÜ DURUMU VE KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR

ZEYNEP KORKMAZ

1. Eski Anadolu Türkçesi deyimi ile, Anadolu'da kurulan Türk yazı dilinin XII. yüzyıldan XV. yüzyıl ortalarına, yâni klâsik Osmanlıca'nın başlangıcına kadar uzanan dönemini kastediyoruz. Bu dönem, Oğuz - Türkmen lehçesinin, ilk defa sistemli olarak bir yazı diline dönüştüğü dönemdir.

Bundan dolayı Eski Anadolu Türkçesi'nin Türk dili tarihinde kendine has ayrı bir yeri vardır. Türkolojinin oldukça yeni bir bilim dalı olması, Türk dilinin öteki alanları gibi, bu alandaki çalışmaları da geç başlatmıştır. İlk denemeleri geçen yüzyılın sonlarında Wickerhâuser, Salemann, Smirnoff, Vambery gibi Batılı araştırıcılarla başlayan Eski Anadolu dil ve edebiyatı üzerindeki çalışmalar, bu yüzyılın ilk çeyreğinden sonra, Fuad Köprülü'nün öncülüğünde büyük aşamalar kaydetmiştir. Köprülü'den sonra sürdürülegelen yeni araştırmalarla Eski Anadolu Türkçesi'nin kuruluş ve gelişme dönemleri birçok yönleri ile aydınlığa kavuşturulmuştur denebilir. Bugün elimizde bu döneme ait manzum, mensur, dinî, lâdinî, edebî, felsefî tıbbî, tarihî, ahlâkî, destanî v.b. nitelikte yığınlarca metin malzemesi vardır. Dönemi temsil eden edebî şahsiyetler ve bunlara ait eserler büyük ölçüde ortaya konmuştur.

Eldeki malzemenin bir kısmı ya yalnız kaynak metin malzemesi olarak yayınlanmış yahut da dil ve edebiyat bakımlarından işlenip değerlendirilmiştir.

Mevcut malzemeye dayanılarak Eski Anadolu Türkçesi'nin dil yapısı da genel çizgileri ile ortaya konmuştur denebilir. Öyle ki, Anadolu'nun XII-XV.

yüzyıllar arasındaki siyasal, sosyal ve kültürel değişmelerine ve dil tarihindeki gelişmelere paralel olarak, bu dönemin dil yapısını, ayrıntılara giren bazı özellikleri dolayısiyle kendi arasında "Selçuklular dönemi Türkçesi" ve "Beylikler dönemi Türkçesi" olarak iki ayrı alt bölüme ayırma imkânı da olmuştur. Böylece, Eski Anadolu Türkçesi üzerindeki çalışmaların son 50 yıl içinde ulaşmış olduğu merhale oldukça sevindiricidir.

* Bu yazının aslı 24-26 Eylül 1974 tarihleri arasında Napoli'de toplanmış olan Osmanlı ve Osmanlı Öncesi Araştırmaları seminerine bildiri olarak sunulmuştur.

Ancak, filoloji çalışmaları ve dil tarihi açısından konunun ayrıntılarına girildikçe, daha araştırıcıların önünde önemli işlerin ve çözüm bekleyen nice nice sorunların bulunduğu da gözden kaçmamaktadır. Aşağıda, Eski Anadolu Türkçesi üzerindeki çalışın alarm bugünkü durumunu özetlerken, dolayısiyle bu sorunlara da temas etmeğe çabşacağız.

Eski Anadolu Türkçesiniıı Kaynak Metin Durumu 2. Bugün elimizde Eski Anadolu Türkçesi alanına giren oldukça bol malzeme vardır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, bu malzeme konu bakımından da pek çeşitlidir. Anadolu Türkçesi'nin kuruluş şartlarına uygun olarak telif eserler yanında çeviri eserler de geniş bi?" yer tutar. Yalnız, kaynak metin malzemesi yüzyıllara göre ayrıldığında, bunların genellikle XIV. ve XV. yüzyıllarda yoğunlaştığı görülür. XIV. yüzyıldan gerilere doğru uzandıkça metinler azalmakta ve seyrekleşmektedir. Bu durum aşağıda ayrıca beb'rteceğimiz özel sebepler dışında, bir dereceye kadar da başlangıç dönemine ait bazı eserlerin kaybolmuş veya daha ele geçmemiş olmaları ile ilgilidir.

Gerçekten de, bugün için daha Eski Anadolu Türkçesi'nin kuruluş dönemine giren eserlerinden birkısmını bilemiyoruz. Eski kaynaklardan adlarını öğrendiğimiz bazı eserler ise ortada yoktur. Bunlardan elimizde olanlar da, dil bakımından yenileştirilmiş daha sonraki yüzyıllara ait yazma nüshalardır.

Salsal-nâme, Şeyh Sati'an Hikâyesi, Gülşehrî'nin Kudûrî Tercümesi, Dânişmend-nâme, Battal-nâmei gibi. Buna karşılık, son yıllarda yer yer kaynaklarda adına rastlanan veya rastlanmayan yeni bazı eserler ortaya çıkmıştır:

Behcetiı'l-hadâilş.z, Kitâbu? l-farâizi, Ahmed Fakîh'in Kitâbu Evsâf-ı MesâcidVş-Şerîfe'si4, Âşık Paşa'nın Fakr-nâme ve Vasf-ı hâl mesnevileri ile Hikâye ve Kimya Risâle'lcii5, Ahmedî'nin Mirkaat-ı Edeb'i6 gibi.

1 Bu eserler için bkz. F. Köprülü, Anadoluda Türk Dili ve Edebiyatının Tekâmülüne Umumî bir Bakış, Yeni Türk Mecm. S. 4 (1933), s. 279;I. Melikoff, La Geste de Melik Dânişmend,Tome I, II, Paris 1960; Z. Korkmaz, Sadrü'd-dln Şeyhoğlu, Marzubün-ıâme Tercümesi,Ank. Üniv. DTCF. yayını 1973, s. 58.

2 Bu eser üzerindeki yayın ve çalışmalar için bkz. Z. Korkmaz not I'de göst. e., s. 58.

3 Bkz. Z. Korkmaz, not I'de göst. e-, s. 24 ve E. Blochet, Catalogue des Manuscrits Turc, Tome I, Paris 1932, s. 24, s. 62.

4 Bkz. H. Mazıoğlu, Alımed Fakih, Kitâbu Evsâf-ı Mesücidi' şerife, Ankara TDK. 1974.

5 Bkz. Agah Sırrı Levend, Âşık Paşanın Bilinmeyen İki Mesnevisi: Fakr-nâme ve Vaşf-ı Hâl, TDAY. 1953, s. 205-225; Âşık Paşanın Bilinmeyen İki Mesnevisi Daha: Hikâye ve Kimya Risalesi, TDAY. 1954, s. 265-276.

6 Bkz. A. Alparslan, Ahmedînin Yeni Bulunan Bir Eseri, Mirkat-ı Edeb, TDED. X (1960), s. 35-40.

işte son 20-25 yıllık araştırmaların yeni birtakım eserler daha ortaya koymuş olması, bu alandaki metin ve eser boşluklarının doldurulabilmesi için, bundan böyle de araştırmalara hızla devam edilmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Yazmalar Bibliyografyasının Hazırlanması

3. Şimdiye kadar, bilinen yazma eserlerin kataloglanması bakımından ileri adımlar atılmış olmasına rağmen, metin kaynaklarının bütünü ile ortaya çıkmasını sağlayacak katalog çalışmaları tamamlanmıştır denemez.

Daha katalogu yapılmamış kitaplar ve kütüphaneler bulunduğu gibi, mevcut katalogların bu yönden yetersiz sayılan yanları da vardır. Bazan, katalogda gördüğümüz bir eseri ararken, çok defa başka bir eserle karşılaştığımız olmaktadır.

Zaman zaman da, yazmalar üzerinde incelemeler yapıldıkça, eski kataloglarda verilen bilgileri düzeltme gereği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, özel kitaplıklarda bulunan yazmalar hakkındaki bilgilerimiz de yeterli değildir.

Bu durumlar gösteriyor ki, Eski Anadolu Türkçesinin metin kaynakları bakımından bugün için daha bütün eksikleri tamamlanmış bir bibliyografyasına sahip değiliz. Bu konuda gerek yazma eserler üzerinde çalışan katalog uzmanlarına gerek Eski Anadolu Türkçesi üzerinde çalışanlara düşen ortak görev, Türkiye ve Avrupa kitaplıklarının şimdiye kadar kataloglanmamış eserleriyle bibliyografik kaynaklarını da gözden geçirerek ve dağınık çahşmaları biraraya toplayarak, Eski Anadolu Türkçesi için güvenilir bir 'yazma eserler bibliyografyası' hazırlayabilmektir. Hele bazı mensur eserlerin, ayrı bölgelerde ve müteakip yüzyıllarda yapılan kopyalarla dil ve muhteva değişikliğine uğraması, kimi zaman da kopyalar sırasında eser adlarının bile değiştirilmiş olması, yazma eserlere dayanan bibliyografya çalışmalarını daha da gerekli kılmaktadır.

Kaynak Metin Yayını

4. 70—80 yıldır süregelen çalışmalar sonunda, Eski Anadolu Türkçesi'nin metin kaynaklarından birkısmı metin yayını veya kritik metin yayını olarak ilim alanına sunulabilmiştir. Sultan Veled'in Türkçe şiirleri, Ahmed Fakîh'in Çarhnâme'si ile Kitâbu Evsâf-ı Mesâcidiış-Şerife'si, Şeyyad Hamza'nın şiirleri, Melik Dânişmend Gâzî adına yazılan Dânîşmend- nâme, Yunus Emre Divânı, Âşık Paşa'nm birkısım şiirleri, şeyhoğlu'nun Marzubân-nâme'si, Dede Korkut Hikâyeleri, Şeyhî'nin Husrev ü Şîrin'i, Süleyman Çelebî'nin MevlidH, Mehmed'in Işknâme'si, Ebulleys Semerkandi'den yapılan TezkiretüH-Evliyâ Tercümesi, Neşrî'nin Kitâb-ı Cihannümffsı, Bergamalı Kadrî'nin Müyessiretü'l-ulûm'ı bu türden yayınlardır

7.

Bu yayınlara, herhangi bir, eserden kısmen yapılmış olan metin yayınlarını da ekleyebiliriz: Behcetül-hâdâik fî Mev'izeti'l-halâik'tan derlenmiş koşuklar8,

Dursun Fakîh'in Gazavat-nâme'si9', Kul Mes'ûd'un Kelîle Dimne Tercümesi,

Dâsitân-ı Muhammed Hanefî ve Mihr ü Fe/d'dan aktarılan parçalar10,

Düstur-nâme-i Enverî'nin Umur Paşa Bölümü11, Şeyhî'nin Harnâme''sinden 12 yapılan yayınlar da kısmî metin yayınlarıdır. Bütün bu yayınlar ile Eski Anadolu Türkçesi üzerindeki inceleme ve araştırmalar geniş imkânlar kazanmış bulunmaktadır. Ancak, metin yayını konusunda, önümüzde daha aşılacak büyük mesafelerin bulunduğunu da unutmamak gerekir.

Eldeki metinlerden birkısmı bugün için daha yalnız fotokopi veya arap harfleri ile yapılmış yayınlar durumundadır. Bunlar kritik metin yayını durumuna getirilememişlerdir. BehcetüH-hadâik, Şeyyad Hamza'nın Yûsuf ve Züleyha'sı, Gülsehrî'nin Mantıku't-tayr\, Kadı Burhâneddin ve Şeyhî (Klanları, Hoca Mes'ûd'un Süheyl ü Nevbahâr'ı, Ferhenk-nâme-i Sd'dî Tercümesi, Kırk Vezir Hikâyeleri, Dâsitân-ı Ahmet Harami gibi. Gerçi bu nitelikteki eserlerden bazıları Türkiye ve Avrupa üniversitelerinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde lisans, doktora ve doçenlik tezleri olarak ele alınıp işlenerek kritik metinler durumuna getirilmiş iseler de, yayın alanına çıkmamış olduklarından, yararlanma bakımından yazma eserlerden farkları yok gibidir.

Hiç şüphe yok ki, Türkiye ve Avrupa kitaplıklarında bulunan kaynak metinlerin pek çoğu da daha yayın için el atılmamış durumdadır.

Ali'nin Kıssa-i Yûsuf'u, Süle Fakih'in Yûsuf ve Züleyha'sı, Erzurumlu Darîr'in bütün eserleri, Ahmedî'nin Iskender-nâme'si, Âşık Paşa'nın Garip-nâme'si ve daha 7 Bu yayınların tam künyesi için bkz. Z. Korkmaz, Marsubânnâme Tercümesi yayını, s. 59-66. a 8 S. Buluç, TDAY. 1963 (Ankara 1964), s. 161-201.

9 S. Buluç, X. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1963, (Ankara 1964),s. 11-22.

10 Z. Korkmaz, Eski Anadolu Türkçesinin İki Ürünü ve Yazarları Üzerine, XI. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1966 (Ankara 1968), s. 17-27.

11 I. Melikoff (Sayar), Le Destan d'Umur Pacha, Paris 1954.

12 F. Demirtaş (Timurtaş), Harnûme, TDED III/3-4 (1949), s. 369-387; Şeyhî, Hayatı-Eserleri-Eserlerinden Seçmeler, İst. Üniv. Edeb. Fak. yayını, İstanbul 1968.

 

niceleri.. Bu kadar zengin bir dil malzemesinin bulunduğu bir dönemin bütün metinlerini yayın alanına çıkarabilmek elbette pek güç bir iştir. Hele eserlerden birkısmının pek hacimli olması ve bunların ayrı bölgelerde ve ayrı devirlerde yapılmış pek çok elyazmalarının bulunması, kritik metin yayınları üzerindeki çalışmaları oldukça güçleştirmekte ve kaynak metinlerin kritik yayına hazırlanmasını, el atılması güç birer iş durumuna sokmaktadır. Yalnız şurası da bir gerçektir ki, Eski Anadolu Türkçesi ile ilgili çeşitli dil ve edebiyat konularında yapılan araştırmalarda başarılı sonuçların alınabilmesi de öncelikle bol kaynak metin yayınlarının, gerçekleştirilebilmesine bağlıdır. Bu alandaki boşluklar, bazı önemli konularda, beklenen verimli sonuçlara ulaşılmasını elbette engellemektedir. O halde, bu alanın yetkililerine düşen önemli bir görev de, kaynak metin yayınları bakımından bir organizasyon ve plânlamaya gitmektedir. Böylece Eski Anadolu Türfcçesi'nin kaynak metinleri daha düzenli bir biçimde ele alınmış ve ortaya konmuş olacaktır.

inceleme ve Araştırmalar

5.Eski Anadolu Türkçesi ile ilgili inceleme ve araştırmalara gelince:

70-80 yıllık çalışmalarla bu alanda da epey verimli sonuçlar alınmıştır. Bir yandan XIII.-XV. yüzyıllara ait birkısım metinlerin yayın alanına çıkması, bir yandan da belirli metinlere dayalı dil inceleme ve araştırmalarının yapılmış olması, Eski Anadolu Türkçesi'nin dil yapısını ana çizgileri ile ortaya koymuştur.

Hele, kritik metin yayınlarının güçlüğü dolayısiyle metin yayını yapılamayan bazı eserler için doğrudan doğruya bunların güvenilir yazmalarına dayanılarak dil incelemelerine gidilmiş olması, münferit eserler yolu ile Eski Anadolu Türkçesi'nin dil yapısına daha kestirmeden hizmet eden çalışmalardır.

Ali'nin Kıssa-i Yûsuf'unun, Behcetü'l-hadâikhıı, Sultan Veled'in, Garip-raânte'nin, Kelîle ve Dimne'nin, Kadı Burhâneddin Divâni'nm, marzubânnâme'nin, Kısasü'l-enbiyâ Tercümesi'nin, Cerrâhiye-i İlhâniye'nin, Kırk Vezîr Hikâyeleri ile Şeyhî ve çağdaşlarının dilleri bu yoldaki çalışmalarla13 ortaya konabilmiştir. Bunlar dışında, belirli gramer konularını inceleyen bazı araştırmalar da yapılmıştır. Vasıta hâli ekini (instrumentalis) ve fiil müştaklarını (verbalnomina ve verbaladverbia) ele alan çalışmalar14 gibi. 13 Bu çalışmaların bibliyografik künyeleri için bkz. Z. Korkmaz, Marzubân-nâme Tercümesi yayını, s. 58-66.

14 Bkz. S. Çağatay, Uygurca ve Eski Osmanhcada Instrumental -n, DTCF. Derg. 1/3

(1943), s. 93-107; Eski Osmanhcada Fiil Müştakları, DTCF. Derg. V/4 (1947), s. 353-368, V/5

(1947), s. 525-552, VI/1-2 (1948), s. 27-47.

 

Bunlara, yukarıda kaynak metinler dolayısiyle belirttiğimiz gibi, bazı edebî şahsiyetlerin yeni eserlerini ortaya çıkaran araştırmaları da katabiliriz: Behcetu'l-hadâile'ı ilim alanına tanıtan ilk yazı15, Ahmed Fak'îh'in Kitâbu Evsâf-ı Mesâcidi'şşerıfe'sini 16, Âşık Paşa'nm Fakr-nâme ve Vasf-ı hâVi ile, Hikâye ve Kimya risalelerini, Ahmedî'nin Mirkaadu'l-edeb sözlüğünü tanıtan incelemeler17, Kaabus-nâme ve Marzubân-nâme Tercümelerinin Şeyhoğlu'na aidiyetini ortayakoyan çalışmalar18, bu türün örnekleridir. Bunlara, Türk dili alanının tümünü kapsayan bazı araştırmaların dolayısiyle Eski Anadolu Türkçesi'ni ele alan bölümlerini de katabiliriz19. Yayınlanmış çeşitli metinlere ve yapılan araştırmalara dayanılarak Eski Anadolu Türkçesi'nin gramer yapısını genel çizgileri ile ortaya koyan bir makale de yayınlanmıştır20.

Ayrıca, bu dönemin söz hazinesini meydana çıkaran değerli çalışmalar da yapılmış ve yapılagelmektedir. Ankara'da. Türk Dil Kurumu'nca gerçekleştirilen XIII. Yüzyıldan Günümüze Kadar Tanıkları ile Tarama Sözlüğü

adlı eser ile, onun yeniden ele alınan Tarama Sözlüğü adlı ikinci serisi, özel çalışmalarla gerçekleştirilmesi pek güç olan ve yüzlerce kaynağın taranmasına dayanan başarılı bir hizmettir21. Bu hizmete, birkaç yıl önce hazırlığına başlanan ve hâlen çalışmaları süregelen Anadolu bölgesinin Tarihsel Türk Dili Sözlüğu'nü de katabiliriz.

Bütün bu verimli çalışmalara rağmen, bugün için Eski Anadolu Türkçesi'nin çözüm bekleyen daha pek çok sorunlarının bulunduğunu da inkâr edemeyiz. Herhangi bir bölge ve ana dönem için filoloji çalışmalarından beklenen amacı gözönünde bulundurarak, ileriki inceleme ve araştırmalarla ilgili sorunları şu ana noktalarda toplayabiliriz:

15 Bkz. î. H. Ertaylan, VII. H.jXIII. M. Asra Ait Çok Değerli Bir Türk Dili Yadigârı: Behcelü'l-hadâik fi mevHzetVl-halâik TDED. III /3-4 (İstanbul 1949), s. 275-293.

16 H. Mazıoğlu, Anadoluda XIII. Yüzyıl Ürünlerinden Bir Eser, X. Türk Dil Kurultayında Okunan Nilimsel Bildiriler 1963 (Ankara 1964), s. 75-79.

17 Bkz. not 5 ve 6'da göst. yazılar.

18 Z. Korkmaz, Kabus-nâme de Marzuban-nâme Çevirileri Kimindir? TDAY. 1966, (Ankara 1967), s. 267-275; Wer ist der Übersetzer des Kâbus-ndme und Marzubân-nâme, Studia Turcica, Budapest 1971, s. 259-266.

19 Bkz. Z. Korkmaz, Türk Dilinde + ça/ + çe eşitlik hâli (âquativus) eki ve bu ekle yapılan isim teşkilleri üzerine bir deneme, DTCF. XVII /3-4 (Ankara 1960), s. 275-358.

20 Bkz. M. Mansuroğlu, Das Altosmanische, Philogiae Turcicae Ftmdamenta I, Wiesbaden 1959, S. 160-182.

21 XIII. Yüzyıldan Günümüze Kadar Tanıkları İle Tarama Sözlüğü I-IV, I. basım TDK.

Ankara 1947-1957, 2. basım: XIII. Yüzyıldan Beri Türkiye Türkçesi İle Yazılmış Kitaplardan Toplanan Tanıklariyle TARAMA SÖZLÜĞÜ, I-VII, Ankara 1963-1974.

1. Dil bakımından öncelikle üzerinde durulması gereken ve henüz yayın alanına çıkmamış olan önemli eserleri, kritik metin yayını, dil incelemesi, sözlük ve indekslerinin hazırlanması ile ortaya koyacak müstakil monografilere hız verilmesi. Yukarıda belirttiğimiz üzere birkısım Eski Anadolu eserlerinin, elde epey yazma nüshalarının bulunması, bunların kısmen daha sonraki istinsahlar ile dil bakımından azçok bozulmuş ve yenileştirilmiş olmaları, hele mensur eserlerdeki dil bozulmasının aynı eserin değişik nüshalarını müstakil birer eser saydıracak kadar ileri gidişi, kritik metin yayınları ile buna dayalı monografileri kaçınılmaz çalışmalar durumuna getirmektedir.

2. Eldeki metinlere ve monografilere göre her yüzyılın genel dil tablosunun bütün ayrıntıları ile çizilmesi. Bu yolla yüzyıllar arasında değişen geb'şme şartları daha yakından izlenebilecektir.

3. Eski Anadolu Türkçesi'nin dil yapısını aydınlatma bakımından özel önem taşıyan bazı konuların ayrıca ele alınarak işlenmesi. Bir örnek vermek gerekirse, Eski Anadolu Türkçesi'nin imlâsını gösterebiliriz. Bu konu, bazı eserlerin imlâları üzerinde ayrı ayrı durulmuş olmasına rağmen, daha bütün yönleri ile aydınlanabilmiş değildir. Genellikle Eski Anadolu Türkçesi'nde de Osmanlıca'da olduğu gibi, klişeleşmiş bir imlâdan söz edilmektedir. Oysa,son yıllarda bazı eserler üzerinde yapılan araştırmalar, XII.-XV. yüzyıllar arasındaki imlânın henüz klişeleşmemiş olduğuna, Arap yazısının müsaadesi oranında azçok fonetik imlâ olma özelliği de taşıdığına işaret etmektedir. Vokalizasyon için hareke sisteminin yer almış olması ( j_«__^3 I assımız 'faydamız'; Jj^, | ayruk 'başka'; I^S^-^J I dirsen 'dersen' v.b.), vokaller üzerindeki uzunlukları belirtmek üzere, Arapça ve Farsça kelimelerde olduğu gibi Türkçe kelimelerde de ayrıca elif (\\,vav (j\ ve ye(^_o harfleriyle, met ( | )ve uzatma ( "I ) işaretlerinin kullanılmış olması ( Ju> I ış'iş'; j .îjlj vârdur 'vardır'; ^T âdı 'adı'; ° iSj& tâş 'taş'; °{j | in 'in, höyük' gibi), daha sonraki klâsik imlâda ayrı yazılan bazı şekillerin burada bitişik olarak yazılması ve özellikle müstakil kelimeler arasındaki telâffuzu esas alan liyezonların yazıda da hareke ve bitiştirmelerle belli edilmesi AJj X^-> I oynaduriken, j j v j ij.X» jj bu fikirdeyiken; C**> Jj I olunsa; 4_LS\j I anunıla) ve daha başka belirtiler, bu durumu açıklayan örneklerdir. . (

Bizce, Eski Anadolu Türkçesi'nin imlâsı üzerinde yapılacak bütün bir dönemi içine alan derinlemesine bir inceleme, yalnız imlâ konusundaki bilgilerimizi ilerletmekle kalmayacak, daha başka konuların aydınlanmasına da yardımcı olacaktır. Oğuzca, XIII. yüzyıl Anadolu'sunda konuşma dilinden yazı diline geçme mücadelesi vermiş olduğundan ve XIII.-XV. yüzyıllar arasında daha konuşma dilinden yeterince ayrılmış klâsik bir yazı dili teşekkül etmemiş olduğundan, bu konunun işlenmesi dolayısiyle, ogünün konuşma dili ile yazı dili arasındaki karşılıklı bağlantı ve ilişkileri de ortaya koyacak; Eski Anadolu Türkçesi'nin fonolojik ve fonetik yapısı üzerinde daha kesin yargılara ulaşma imkânını doğuracaktır. Ayrıca, bu yolla o dönem Anadolu Türkçesindeki ağız ayrılıkları ve bölgeleri biribirinden ayıran kriterler de tesbit edilebileceği için, klâsik Osmanlıca'nın kuruluşundan önceki dönemle bugünkü Anadolu ağızları arasında kurmağa çalıştığımız köprü de daha sağlam temelmellere dayandırılmış olacaktır. Bu türlü araştırmalardan elde edilecek sonuçlar, daha sonraki bir merhalede, Anadolu bölgesindeki ağız ayrılıkları ile Oğuzların çeşitli kolları arasındaki bağlantıların kurulmasına da büyük yardımcı olacaktır kanısındayız.

• ' Görülüyor ki, birtakım önemli sonuçlara ulaşılabilmesi için, Eski Anadolu Türkçesi'nin imlâsından başlayarak fonoloji v.b. konularının birer bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

-.<••• 4. Yukarıda ileri sürdüğümüz hususları, dönemin morfolojisi ve ek türleri için de ileri sürebiliriz. Şimdiye kadar genellikle münferit eserler ele alınmış, bu eserlerin özel dil yapılarını ortaya koyabilmek için, morfolojilerine de yer verilmiştir. Ancak, elimizde morfoloji konularını bütün bir dönem için ele almış olan makale ve monografiler pek azdır. Bunun da başlıca sebebi, şimdiye kadar herbir eseri yayın alanına çıkaran müstakil monografilerin azlığıdır. Bir dönemin çeşitli yönleri ile aydınlanabilmesi için, aradaki metin ve malzeme boşluklarının doğrudan doğruya yazma eserlere başvurularak kapatılabilmesinden doğan güçlük, bu konudaki çalışmaları ister istemez engellemiş ve geciktirmiştir. Ancak, bugün artık elimizde daha bol metin malzemesi ve münferit eser incelemeleri bulunduğuna göre, morfolojinin çeşitli konuları için bütünlemesine araştırmalara girişilebileceği görüşündeyiz.

5. Eski Anadolu metinlerinin sentaks yapısı, Arap ve Fars dillerinden yapılan çevirilerin dilin çatısı üzerindeki etkileri ve telif eserlerle çeviri eserler arasındaki sentaks farkları bugün önümüzde hâlâ el atılmamış sorunlar olarak durmaktadır. Bu sorunların çözümü ise, telif ve çeviri eserler üzerinde yapılacak yeni araştırmalara bağlıdır.

 

6 Eski Anadolu Türkçesinin semantik alanına giren anlam olayları ve stilistik yönü de bugüne kadar hiç el sürülmemiş konular  urumundadır.

Şimdiye kadar çeşitli eserlerin dil yapıları incelenirken, dolayısiyle yapılmış olan bazı açıklamalar yeterli olmaktan uzak durumdadır. Artık bundan sonra bu, konulara da el atılmasının sırası çoktan gelmiş bulunmaktadır. Anlam olayları ile ilgili olarak, ayrıca, XII.-XV. yüzyıllar arsındaki çeşitli kültür  alışverişlerinin Eski Anadolu Türkçesi üzerindeki etki ve kalıntılarının da ortaya konması gerekmektedir.

Yukarıda belirtmeğe çalıştığımız önemli sebepler dolayısiyle, Egki Anadolu Türkçesi'nin genel dil yapısını ortaya koyan toplayıcı çabşmalar ne yazık ki, daha bir makale ölçüsünü aşamamıştır. Bugüne kadar bu dönemi çeşitli metinler asasında ayrıntıları ile ele alabilmiş bir Eski Anadolu Türkçesi gramerinin yazüamamış olması, yukarıda belirttiğimiz sorunların programlı bir şekilde ele alınması gereğine bir kere daha işaret etmektedir.

: 8. Bu dönemle ilgili diğer bir önemli sorun da şudur: XIII. yüzyıhn 2. yarısından XV yüzyıl ortalarına kadar uzanan dönem genel çizgileri ile bilindiği halde, XII. yüzyıl başından XIII. yüzyıl ortalarına kadar uzanan ve Eski Anadolu Türkçesi'nin "karanlık dönemi" veya "sisli dönemi" diye adlandırılan başlangıç dönemi yeterince aydınlığa  avuşturulamamıştır.

Bunun başlıca sebebi, bu dönemin kaynak eserler bakımından  yeterince dolgun olmamasıdır. Son 15-20 yıl öncesine kadar Anadolu Türkçesi'nin kuruluş şartları bakımından Orta-Asya ile bağlantılı bulunmadığı ve Oğuzca'nın Anadolu'da. Arapça ve Farsça ile çarpışa çarpışa ancak XIII. yüzyılın ikinci yarısından sonra bir yazı dili durumuna gelebildiği görüşü hâkim idi.

Behcettfl-hadâik ve Kudurt Tercümesi, Kitâbu'l-farâiz gibi dil bakımından, Anadolu'daki Oğuz yazı dili ile Orta-Asya yazı dili arasında karışık bir dil yapısına sahip baEi eserlerin ortaya çıkışı, son yıllarda dikkat ve incelemeleri karışık dilli eserlerle, Oğuzca'nın XI.-XIII. yüzyıllar arasındaki durumuna yöneltmiştir. Bu konuda şimdiye kadat yapılan araştırma sonuçları, Eski Anadolu Türkçesi'nin başlangıç dönemi ile Orta-Asya yazı dili arasında normal bir bağlantının bulunduğu, Eski Anadolu Türkçesi'nin sanıldığından daha gerilere, hiç olmazsa XII. yüzyıl ortalarına kadar götürülebileceği, Oğuzca'nın Anadolu bölgesinde müstakil bir yazı dili olabilmek için yalnız Arapça ve Farsçaya karşı değil, XII. yüzyılın 2. yarısından buyana, Anadolu'daki kısmen eski Türk yazı dili özelliklerini taşıyan karışık dile karşı da bir savaş vermek zorunda kaldığı görüşüne uzanabilmiştir. Ancak şu var ki, Ali'nin Kıssa-i Yûsu/'u, BehcetÜ'l-hadâik ve Kudûrî Tercümesi gibi eserlerin hangi bölgelerde, hangi tarihlerde veya kimler tarafından yazıldıkları bilinemediği, Anadolu bölgesinde yazıldığı bilinen Salsal-nâme, Dânişmend-nâme, Battal-nâme gibi ilk dönem eserleri de ya elde bulunmadığı ya da elde bunların ancak dil bakımından yenileştirilmiş nüshaları bulunduğu için, bu dönem  üzerindeki sis perdesi bugün için tam olarak sıyrılmıştır denemez. Bu konudaki sonuçlara yalnız ihtiyat kaydı ve istidlaller yolu ile varabiliyoruz. Bugün bu dönem üzerinde çalışan araştırıcılara düşen bir diğer önemli görev, bu konuyu gereğince aydınlatabilecek araştırmalara yönelmektir. Bunun için de, kitaplıklardaki karışık dilli eserlerin bu açıdan ve yeni baştan incelenip değerlendirilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, Oğuzca, Kaşgarlı Mahmud'un bıraktığı noktadan yeniden ele alınarak, XI.-XIII. yüzyıllar arasındaki dönemi, hem Anadolu bölgesini hem de Anadolu bölgesine Oğuz etnolojisi bakımından kaynaklık eden Horasan ve Harezm bölgelerini de içine alacak biçimde araştırılmalıdır.

Eski Anadolu Türkçesi'nin başlangıç dönemini örten sis perdesi, ancak bu yönde yapılacak daha başka yeni araştırmalarla kalkabilecektir. Bu araştırmalar sırasında yazılış alanları belli yeni eserlerin ele geçirilebilmesi, hiç şüphe yok ki problemin çözümüne en iyi ışığı tutmuş olacaktır.

Filoloji, dil özelliklerinden ve dil yapısından düşünce sistemine doğru uzanan bir kültür araştırması olduğuna göre, Anadolu bölgesinde yeni bir kuruluş halinde kendini gösteren Oğuz kültürünün bu eski dönemi ve Türk dili tarihindeki yeri de, ancak Eski Anadolu Türkçesi üzerinde yapılacak ayrıntılı ve sistemli yeni çalışmalarla ortaya konabilecektir.

Yukarı Dön
 Gönder Gönder

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Copyright ©2001-2008 Web Wiz