TÜRKİYE PROFESYONEL TURİST REHBERLERİ PLATFORMU Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >BİLGİ ALANI >TÜRKİYE , BÖLGELER VE İLLER >Eğe bölgesi; İzmir,Aydın,Muğla,Denizli,Uşak,Manisa
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

UŞAK

 Gönder Gönder
Yazar
Mesaj Tersinden sırala
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: UŞAK
    Gönderim Zamanı: 15.Eylül.2008 Saat 01:37
Yukarı Dön
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14.Eylül.2008 Saat 17:25
UŞAK
 Resim:Uşak%20districts.png
 
HHHH


Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 14.Eylül.2008 Saat 17:26
Yukarı Dön
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 07.Ağustos.2008 Saat 21:08


GEZİLECEK YERLERİ :

U
şak Arkeoloji Müzesi

Akmoneon - Banaz - Ahat

Sebaste - Sivasl
ı - Selçikler

Blaumdus - Ulubey - S
ülümenli

Mesotimalos - E
şme - Düzköy

G
üre Tümülüsleri - Güre


Sebaste (Selcikler) :

Sebaste
şehri, Roma İmparatoru Augustus tarafından M.Ö. 20 yılında Sebaste adıyla kurulmuştur. Roma döneminde 12 önemli şehirden biridir. M.S. 9. yüzyılda yakın çevresindeki kentlerin piskoposluk merkezi haline gelmiştir. En görkemli çağlarını Bizans döneminde yaşayan kentte büyük ve küçük olmak üzere iki kilise bulunmaktadır.

Blaundus (S
ülümenli) :

Ulubey il
çesi Sülümenli köyü yakınlarında, Büyük İskender'in Anadolu seferinden sonra Makedonya'dan gelenler tarafından kurulmuştur. En önemli yapıları kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya mezarlarıdır.

U
şak'ta gezilip görülecek ören yerleri arasında, Alaudda (Hacımköy), Mesotimolos (Düzköy), Akmonia (Ahatköy) yer almaktadır.


Burma Cami :

14. y
üzyıl Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yapım tarihi kesin belli değildir. 1862-1922 yıllarında yangın geçirmiş, 1988 yılında iki kez onarım görmüştür. Minaresinin yapısından dolayı Burma Cami adını alan cami iki kubbelidir.

Ulu Cami :

Yap
ılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapı tarzı Germiyan Beyliği Devrinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Cami, 1 büyük 6 küçük kubbeden oluşmaktadır.

Pa
şa Hanı :

19. y
üzyılda bir Fransız mimar tarafından yapılan Paşa Hanı, önceleri han olarak kullanılmış, restorasyondan sonra da otel haline getirilmiştir.

Bedesten :

1901'de
İtalyan Mimar tarafından, iki katlı ve 30 odalı olarak kesme taştan yapılmıştır. Birinci katı sarraflar çarşısı olarak, üst katı ise çeşitli iş kolları için kullanılmaktadır.

K
ÖPRÜLER :

Lidyal
ılar tarafından yaptırılan Cılandıras Köprüsü ile, Osmanlı Döneminden kalma Hacı Gedik Köprüsü, Çataltepe Köprüsü , Beylerhan Köprüsü ve Çanlı Köprüsü Uşak'ın önemli tarihi köprüleridir.

C
ılandıras Köprüsü :

Karahall
ı ilçesinde, Banaz Çayı üzerinde bulunan köprü, Lidyalılar tarafından, kral yolu üzerinde yaptırılmıştır. Kalemle işlenmiş kemerin taşları birbirine kenetlendirilmiştir.

Çataltepe Köprüsü :

Gediz nehri
üzerinde, Osmanlı Dönemine ait 3 kemerli bir köprüdür. Eski kervanyolku üzerinde bulunan köprü, bugün de kullanılır durumdadır.

U
şak Evleri :

Osmanl
ı Mimarisi özelliklerini taşıyan sivil mimari örneklerine Aybey, Işık, Karaağaç ve Kurtuluş Mahallelerinde rastlamak mümkündür. Bu evlerin genellikle birinci katı taş örgü, ikinci katı ahşap, cumbalı ve beşik çatılı, alaturka kiremitlidir. Bu evler Kültür Bakanlığınca koruma altındadır.

Örencik Termal Tesisleri :

U
şak - İzmir yolu üzerinde olup, Güre köyüne 10 km. mesafededir. Kadın ve erkak için ayrı hamamları vardır.

Hamambo
ğazı Kaplıcası :

U
şak-Ankara karayolu üzerinde, Banaz ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Suyunun sıcaklığı 59 derece olup, yeme-içme tesisleri ve yüzme havuzu mevcuttur.

G
öletler:

U
şak ilçelerinde sulama amaçlı pek çok gölet bulunmaktadır. Bunlardan önemlileri şunlardır:

U
şak-Ankara yolu üzerindeki Göğem yol ayrımından 7 km içerisindeki Göğem Göleti, orman içerisinde olup, çevresinde yöre halkının ikinci konutları bulunmaktadır. Örencik-Eşme yolu üzerindeki Takmak kasabasına 2,5 km uzaklıktaki Takmak Göletinde sazan balığı bulunmakta olup, günibirlik tesis mevcuttur. Karaağaç Köyündeki Karaağaç Göleti ise İl merkezine 7 km mesafede olup balık avlama imkanı bulunmaktadır.

Ulubey Kanyonlar
ı :

İlin güney ve güneybatı kesiminde jeolojik yapının özelliğinden oluşmuş, 75 km. uzunluğunda bir kanyondur.



Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 08.Ağustos.2008 Saat 14:48
Yukarı Dön
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 07.Ağustos.2008 Saat 20:59

Uşak Halıları

İsimsiz sanatçıların ortaya çıkardıkları el sanatları içerisindeki halının stilize bitkisel, hayvansal ve geometrik motifler, hayvan mücadele sahneleri gibi önceki göçerlilik dönemlerinin gelenek ve inançlarının kültür izlerini mesaj aracı olarak gelecek nesillere taşıyan Türklerin, Türk halısı sanatındaki ikinci parlak devri XVI. Yüzyılda Uşak ve çevresinde dokunan halılarla başlamıştır.

Alınan büyük boyutlardaki halıların desenlerinin çizilmesi, Tezhip, Minyatür ve cilt süslemeleri yapan saray ressamlarına (nakkaşlar) görev olarak verilmiş, ancak İslam felsefesinin bezeme anlayışı halıya aktarmaya çekinen nakkaşlar, İran halı süsleme sanatındaki (Tebriz, Keşan, Isfahan halılarındaki) madalyonlu desen kompozisyonlarını örnek alarak büyük boyutlar olan Uşak halılarına desen çizmişlerdir.

Orta eksendeki madalyonun sıralamasındaki yaratıcılık ve sonsuzluk ilkesi, İran halılarındaki sınırları belli ve kapalı kompozisyonlardan farklı bir tasarım anlayışındadır.

Uşak halıları olarak isimlendirilen bu halıların ünü XVI. Yüzyılın sonlarında bütün Avrupaya yayılmıştır.

1. ve 2. Grup olarak adlandırılan Uşak Halıları” desenlidir ve Madalyonlu halılar olarak bilinirler.

Selçuk ve XVI. Yüzyıl Osmanlı cilt süslemelerinde kullanılan yuvarlak, XVII. yüzyıldan sonra Elips Şemse anlayışı, hatta iki ucu uzatılmış ve Solbekli denilen elips şemseler Uşak halıları desen kompozisyonları yüzey bölümlerinde kullanılmıştır.

Tarım ve Hayvancılıkla uğraşan yöre göçebe kadınları his ve duygularını yansıtan bu halıların, Giotto Stefaneschi, William Larkin Ambrogio Lorenzetti, Jaume Huguet gibi sanatçıların tablolarında dekor kullanılması Avrupalı aileler tarafından dikkat çekmiş ve sipariş vermişlerdir. Bu kadar üstün kalite ve bol sayıda halının o günün koşulları altında Batı,ya gönderilmesini el tezgahları bireysel satışlar çerçevesinde göremeyiz. Tersine, arz ve talep ilkesine göre işleyen Batı Anadolu Bergama- Uşak bölgesinde yoğunlaştığı sanılan büyük atölyelerin, Batı’nın siparişlerini karşıladığı kesindir. bu ticareti Avrupa pazarları ile Yakın Doğu arasında öteden beri aracılık yapan İtalyanlar, özellikle de Venedikliler ellerinde tutmuşlardır.

Uşak şehrinde büyük atölyelerde yapılmalarından ötürü Uşak halısı” olarak adlandırılan halılar, kitap sanatından tam ve çeyrek madalyonlu kompozisyonlar ve tezhip sanatından izler taşıyan dolgu motifleriyle dikkat çeker.

Uşak halıları grubu Avrupa piyasasında Holbein Halıları olarak ünlenmiştir. Bunlardan bir kısmını Holbeinin tablolarında görebiliriz. Holbeinden başka XV. yüzyıl ortalarından XVI. yüzyıl sonlarına dek özellikle İtalyan ve bazı Alman ressamların tablolarında da bu tip halılar görülmektedir.

Teknik özellikleri motiflerin sıralanışları Holbein denilen grubun Uşak bölgesine bağladığımız tipindeki benzer halılar tamamen yün malzemeden ve Gördeş Düğümü” Türk düğümü ile yapılmıştır. Ancak geometrik motiflerin yerini bitkisel motifler ve özellikle bu grup halılar için karakteristik olan madalyon almıştır. Madalyon şekli Türk halılarında ilk defa 16. yüzyıl da kullanılmaya başlamıştır.

Holbein Halıları Selçuklularla Osmanlıların on altıncı yüzyıl boyunca gelişen bu halı sanatı arasında geçişi hazırlamıştır. Uşak halılarının çok zengin ve çeşitli grubu etraflıca incelenmemiştir. Madalyonlu ve yıldızlı Uşak halıları iki ana tip olup Holbein halılarının ikinci grubundan gelişmiştir. On metreye varan madalyonlu halılar, büyük orta madalyonun altında ve üstünde birer, yanlarda ikişer kesik, madalyonla sonsuzluğa işaret eden bir örnek gösterir. Madalyon Tebriz halılarından gelme bir motiftir ve kitap sanatından alınmıştır. Fakat bunlar sınırlı belli kapalı kompozisyonlardır. Madalyonlu Uşaklar on altıncı yüzyıldan on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir.

Yıldız örneğindeki madalyonlarla baklavaların alternatif sıralanmasını gösteren yıldızlı Uşaklarda sonsuz örnek daha belirlidir.

Bunlar on yedinci yüzyıldan sonra görülmez. Orijinalleri de sayılıdır. Paris Bordone nin Venedikte (Akademia Bella Arte) 1533 tarihli St. Mark’ın yüzüğünü Doca getiren balıkçı” tablosundaki taht şahane bir yıldızlı Uşak halısı üzerindedir. Fakat en eski orijinaller bordürlerinde Montagu armasını taşıyan 1584 ve 1585 tarihli üç halı olup, Buccleuch Dükünün malıdır. 1584 tarihlisi 3 yıldız 2 baklava alternatifli olup çok az görülen bir halıdır.

On altı yüzyıl ortalarında kaynaklarda adı geçen, daha sonra da tablolarda görülen beyaz zeminli Uşak halıları Kuşlu halı diye tanınır ve on sekizinci yüzyıla kadar uzanır. Aslında birbiriyle karşılıklı iki yaprak motifi, aradaki zeminin çeşitli rengi yüzünden aldatıcı bir görünüşle kuşa benzediğinden bu isim verilmiştir. Beyaz zeminli Uşak halılarında Çintemani motifli olanlarda vardır. Kırmızı zeminli olanlarında çintemoniler lacivert ve sarı renktedir. Bu tip halılar üç asır boyunca parlak bir gelişme gösterir.

Kesin bir madalyon düzeni veren Uşak halılarının yanı sıra Uşak bölgesinde yapıldığı kabul edilen başka bir grup halı daha vardır. Ç,n bulutlu bordürlerden kartuş şeklinde sekizgen ve yıldız şeklinde dilimli madalyonlar kaydırılmış eksenler üzerine sıralanmıştır. Fakat her madalyonun arasına yerleştirilmiş küçük bir rozetten çıkan saplar bu madalyonlar tarafından baklava şeklinde bir çerçeve yapmaktadır. Sonsuzluk ilkesi halı boyunca uzayıp giden kıvrık dallarla sürdürülmüştür.

Uşak halılarında 18. yüzyıl sonumda bozulma gerileme başlamıştır. Büyük örnekli Holbein halılarından gelişen diğer bir grup Bergama halılarıdır. Bunlarda geometrik örnekler, bazen de çok üslublanarak aynı şemaya uydurulmuş bitkisel motifler egemendir. En eskileri 16. yüzyıldan kalmış olan bu halılar Selçuklu halılarının bir çok motiflerini ve kufi bordürlerini günümüze kadar yaşatmıştır (Aslanapa 1999).

Yukarı Dön
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 07.Ağustos.2008 Saat 20:46
TARİH
 
İlk Çağlarda Uşak
Uşak ili M.Ö. 5000 yıllarından itibaren bir yerleşim bölgesidir.

M.Ö. 2500 yıllarına kadar Hitit hakimiyeti altında olan bölge bu tarihte Luvi istilasına uğramıştır. Hitit krallığı dağıldıktan sonra burasını, Ege göçleri sırasında boğazlardan gelen Frigyalılar mesken edinmiştir.

M.Ö. 7.yüzyılda bu bölge Frigyalılar ve Lidyalılar arasında paylaştırılmıştır. Lidyalılar, Uşak'ın batısında yaşamışlardır. Lidyalılar tarafından yapılan ve Ege ile Yakındoğu'yu birbirine bağlayan Kral Yolu Uşak'tan geçiyordu.

M.Ö. 6.yüzyılda bütün Anadolu Pers İmparatorluğunun egemenliği altında idi.

Yine M.Ö. 4.yüzyılda Büyük İskender Pers İmparatorluğunu yıkar ve Anadolu'nun yeni hakimi olur. Bölgemizin hakimiyetini Makedonya devletinden sonra Bergama Krallığı daha sonra da M.Ö. 2yüzyılı civarlarında Roma imparatorluğu devralır.

Bölgemiz M.S. 395 yılına kadar Roma İmparatorluğu hakimyeti altinda iken imparatorluğun ikiye ayrılması sonucu 700 yıl boyunca Bizans hakimiyetinde kalır.

1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'nun fethi ile görevlendirilen 1. Süleyman Sah, Uşak'ı Selçuklu devletine katmıştı. Selçukluların dağılmasından sonraki beylikler döneminde Germiyanoğulları bölgede hakimiyet sürmüş, 1391 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanoğullarına katılmıştır. Fetret Devri boyunca Karamanlılar elinde kalmış, 1414 yılında tekrar Germiyanoğullarına geçmiş.

1429 yılında Osmanlı Devletine katılmıştır. Uşak'ın Istiklal savaşımızda önemli bir yeri vardır. Yunan Orduları Komutanı General Trikopis Merkez Göğem Köyünde esir alınmıştır. 1 Eylül 1922'de Uşak işgalden kurtulmuş, 2 Eylül 1922'de Atatürk ve İnönü şehre gelerek karargah kurmuşlar, Trikopolis'in kılıcını bugün Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi olan evde teslim almışlardır.

Ele geçen buluntular, Uşak ve çevresinin M.Ö. 4. binden itibaren iskan edildiğini gösteri Kalkolitik çağ olarak adlandırılan bu devri takip eden Bronz çağında da bölgede yaşam devam etmiştir. M.Ö. 2. binde Anadolu'da ilk siyasi birliği kuran Hititler'in batısındaki Uşak, bu medeniyete sınır olmuştur. Afyon ve Kütahya illeri bu medeniyetin batıdaki son yerleşim alanlarıdır.

M.Ö. 620 tarihindeki Kimmeri istilasından önce ve Hititler'den sonraki Frig medeniyetinin de batısında kalan bu bölge, aynı tarihlerde Lidya hakimiyetinde idi.

Lidya Kralı Cresüsün, Pers İmparatoru Cyrusa yenilmesinden sonra Uşak bölgesi Pers hakimiyetine geçti. Bu durum Büyük İskender'in zamanına kadar devam etti ve onun komutanı Antiagosun Anadolu seferi ile Makedonya'ya katıldı. Ege Bölgesi'ni orta doğuya bağlayan meşhur Kral Yolu üzerinde bulunan Uşak, M.Ö. 189'da, Roma Konsülü Manlius'un Anadolu seferi ile Roma hakimiyetine girdi.

Kısa bir süre de Bergama Krallığı'na bağlanan Uşak, Roma'nın yıkılışı ile 12. yüzyıla kadar Bizans egemenliğine girdi.

1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türkler hızla Anadolu içlerine yayılmaya başlamışlardı. Uşak ve yöresi de Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından 1076'da Bizans'tan alındı. Bizanslılar, Türkler karşısında tutunamaması sonucu sürekli toprak kaybetmeye başlamışlardı. Bizans İmparatoru I. Aleksios Kommenos, Papa Urben'e başvurarak Avrupa'da Türkler'e karşı haçlı seferleri düzenlenmesini sağladı. İlk haçlı akınlarını savuşturan Selçuklular, büyük haçlı ordusu karşısında yenildiler. İznik'i kaybeden Türkler, Anadolu içlerine çekilmek zorunda kaldılar. Bundan yararlanan Bizanslılar, Ege Bölgesi'nde Türkler'e kaptırdıkları yerleri tekrar ele geçirmeye başladılar. İoannes Dukas komutasındaki Bizans donanması, Çaka Bey'in elindeki İzmir'i aldı. İoannes Dukas, bu kez kara ordusuyla Efes'te bulunan Barak ve Tanrıbermiş komutasındaki Türk güçlerinin üzerine yürüdü. Türk birlikleri Bolvadin'e doğru geri çekildiler. Bunları izleyen Bizans ordusu Alaşehir ve Uşak'ı aldı ve Bolvadin'deki Türk birliklerine bir baskın düzenleyerek yendi (1098). Haçlı seferlerinden sonra Konya'yı kendilerine merkez edinen Selçuklular yeniden toparlanmaya başladılar. 1182'de Uşak ve yöresini yeniden ele geçirdiler. Ancak bu sıralarda Selçuklular'ın taht kavgasıyla uğraşmasından yararlanan Bizans bölgeyi yeniden ele geçirdi. Uşak ve çevresi Selçuklu egemenliğini altına ancak I. Alaeddin Keykubad zamanında 1233'te girdi.

Germiyanoğulları Dönemi

Germiyanoğulları, Uşak ve Kütahya illerinin tarihinde önemli bir paya sahiptir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin parçalanması sırasında İsfendiyar Saruhan, Karaman ve Teke adlı kardeşlerin oluşturdukları Germiyanoğulları aşiretinin payına Kütahya, Uşak, Denizli ve havalisi düşmüştü. Germiyanoğulları, başlangıçta Harzemşahlar'a bağlı bir aşiret olarak Selçuklular tarafından Malatya'da yerleştirilmişlerdi.Germiyanoğulları ülkelerinde (bir ara 12 yıl süreyle Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid'in eline geçtiği dönem sayılmazsa) 1428 yılına kadar bağımsız yaşadılar. Beylik bu tarihten sonra Osmanlı Devleti'ne katıldı.

Tarihçiler, Kütahya'nın tarihini ele aldıklarında Germiyanoğulları'na her zaman özel bir önem vermişler, bir yüzyıldan fazla bir süre bağımsız yaşamış beyliğin özellikle Osmanlılar'la ilişkilerine yoğun bir ilgi duymuşlardır.

Osmanlılar'la ilk ilişkiler Süleyman Şah zamanında kuruldu.Süleyman Şah , Karamanoğulları'nın istilasından korkarak Osmanlılar'la uyuşmuş, kızı Devlet Hatun'u I. Murad'ın oğlu Yıldırım Bayezid'e vermiş, çeyiz olarak da Kütahya ile beraber Simav, Emet, Tavşanlı kazalarını Osmanlılar'a bırakmıştı.

Süleyman Şah öldükten sonra 1387'de hükümdarlığa geçen oğlu II.Yakup Bey 1390 yılına kadar ülkeyi hiç bir savaşa sokmadan idare etti. II.Yakup Bey zamanında kızkardeşinin çeyizi olarak Osmanlılar'a verilen topraklar da geri alındı.

Yakup Bey ölümünden bir yıl önce yerine geçecek oğlu olmadığından ülkesini kızkardeşinin torunu II.Murad'a vasiyet etmiş ve ölümünde sonra Germiyan toprakları tümüyle Osmanlılar'a bağlanmıştı.

Yakup Bey'in kabri ; Kütahya'da imaret, medrese, mescit, hamam ve kütüphane olarak 1411 yılında yine kendisi tarafından yaptırılan külliyededir.Bu külliye bugün çini müzesi olarak kullanılmaktadır.Ortasında mermerden yapılmış bir havuz bulunduğundan “Gök Şadırvan” adıyla da anılmaktadır.

Yakup Bey saza söze meraklı bir hükümdar olduğundan özellikle şairleri himaye etmiştir. Kütahyalı Şeyhinin divanında Yakup Bey için yazılmış kasideler ve mersiyeler vardır. Evliya Çelebi de Seyahatname'sinde Yakup Bey'in çöğür denilen sazın mucidi olduğunu anlatır.


Osmanlılar Dönemi

Uşak, Osmanlı döneminde Suhte ve Celali isyanları hariç tutulursa sakin, barış içinde yaşadı. Uşak yakınındaki Şeyhli kazası halkı, kaza naibi İsadan yakınıyordu. Bu kişi düzenlediği sahte arz ve hüccetlerle halktan yasa dışı para topluyor, zorla vergi alıyordu. Halkın şikayeti üzerine Osmanlı yönetimi İsa'yı görevden almıştı. Bu gibi olayların dışında Suhte Ayaklanmaları da Uşak'a zarar verdi.

Köylüler, devlet görevlilerine ve Celaliler'e karşı Suhteler'le güç birliği etti. Hayalioğlu adında bir Celali, Uşak çevresini kasıp kavurduğunda Suhteler, il erleri ile birleşerek Celaliler'e karşı çıktılar. 18. yüzyılda ayanların güç kazanması, bunların halka baskı yapmasına da neden oluyordu. Bunun Uşak'taki örneği de Uşak ayanı Çevreoğlu Ahmed olayıdır. 1778'de Banaz ve Uşak kadılarının merkeze gönderdikleri mektuba göre Çevreoğlu Ahmed ve kardeşi Kadı Süleyman ile yardakçılarından Çöyke Mustafa uzun süreden beri halka baskı yapmaktaydılar. Harmende Aşiretinin vekillerinden Osman öldürülmüş, mal ve hayvanlarına el konmuştu. Caber ve Çakal Aşiretlerine de baskı yaparak bunları İzmir'de oturmaya zorlamışlardı. Ayrıca gelen geçen yolculara da saldırıyorlardı. Ulu Göben Köyü'nün pazarına giden bir hristiyanı öldürüp, beraberindeki Hacı Mustafa'yı ve başkalarını da yaralamışlardı.Buna benzer daha bir çok olaya sebebiyet vermişlerdi. Bu olaylar üzerine Anadolu Beylerbeyi olaya müdahale etmek ve devlet otoritesini yeniden kurmak üzere görevlendirilmişti. Ancak Çevreoğlu'nu yargılayacak mahkeme her nedense bir türlü toplanamadı ve Çevreoğlu'nun etkinliği bir süre daha devam etti.

Osmanlılar döneminde Uşak, Anadolu eyaletinin Kütahya sancağına bağlı bir kazaydı. 1867 yılında merkezi Bursa olan Hüdavendigar vilayetine bağlanan Kütahya sancağının kazası oldu. 1908 yılında Kütahya sancağı mutasarraflık yani bağımsız sancak oldu. Uşak'ta bu tarihlerde sancak yapılan diğer yerlerin arasına katılmak için ya da Aydın sancağına bağlanmak için çabaladıysa da kaza olarak kaldı. Eşme ilçesi ise önce Anadolu eyaletine bağlı Saruhan sancağına bağlıydı. Manisa merkezli bu sancak, 1847 yılında Saruhan, Biga (merkezi Çanakkale ve Karesi (merkezi Balıkesir) sancaklarından oluşan Saruhan vilayetine, 1867 yılında merkezi İzmir olan Aydın vilayetine bağlanmıştı.

Milli Mücadele Dönemi

Yunan İşgalinden Önce Uşak

İstanbul Hükümeti'nin tutumuna karşı Mustafa Kemal önderliğinde başlayan, Milli Kurtuluş Harekatı, yurdun dört köşesinden destekleniyor ve yer yer Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kuruluyordu. Uşak'ta da İbrahim Tahtakılıç başkanlığında Uşak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

Yunanlar İzmir'e asker çıkarmışlar ve Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlamışlardı. Bu sıralarda Uşak da hummalı bir faaliyet içindeydi. Halk, Uşak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni destekliyordu. Alaeddin Tiritoğlu, mahallen teşkil edilen ve kendisinin idare ettiği ufak bir milli kuvvetin kumandanı idi. Ayrıca 1920 yılında kurulan Uşak Hücum Taburundan başka, ihtiyat erlerinden 250-300 kişilik silahlı Uşak Milli Piyade Taburu kuruldu. Kısa bir süre sonra merkez, bucak ve köylerden dört bölüklü Uşak Süvari Alayı meydana getirildi.

Bu sıralarda Uşak'ta bulunan Kuva-yı Milliye ve 23. Fırka (tümen) komutanı İzzettin Çalışlar, ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı koymak için İnay İstasyonu'na Uşak Hücum Taburu'ndan bir bölük göndermişti. Ayrıca cephe komutanlığı, Simav mıntıkasında toplanmış Yunanlar'a karşı taarruza geçen kuvvetlerin, Uşak'ta bulunan birliklerle ve Uşak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin yardımıyla desteklenmesini emretmişlerdi. Bu emir üzerine 23. Fırka Kumandanlığı, diğer kuvvetlerle birlikte, Jandarma Yüzbaşı İsmet İnönü kumandasındaki Uşak Hücum Taburu'nu Demirci'ye göndermişti. Çok az olan cephane ve bombalar da bu taburla birlikte yollanmıştı. Bu sebepten Uşak Cephesi zayıflamıştı.

Fırkanın Uşak cephesinde kalan 68. ve 69. alayları, er, at, silah ve giyim itibariyle zayıf idi. Elde güvenilecek ihtiyat kuvveti olarak yalnız Uşak Milli Piyade Taburu ile Uşak Milli Süvari Alayı kalmıştı.

Uşak'ın Yunanlar eline geçişi

27 Ağustos 1920 günü düşman kuvvetleri, Alaşehir'den seri bir hareketle Uşak istikametinde taarruza geçtiler. Uşak'taki 23. Tümen'in 1500 mevcudu vardı.Tümen, Uşak'ı örtmek ve müdafaa etmek için Sarayköy-Karakuyu-Karahasan köyleri hattında mevzilenmiş ve sol yanı ile Selikler köyüne kadar uzanmıştı. Kurban Bayramı izni yüzünden Uşak'ta mevcutları az olan Uşak Milli Piyade ve atlı bölükleri bırakılmıştı. Bunlar da Sarayköy üzerine ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı cephe almak üzere o istikamete kaydırılmışlardı.

Yunanlar Sandıklı Köyü-Saray Köyü hattına yanaştı. Bu suretle Uşak muharebesi başladı. Yunanlar, Musa çetesinin kılavuzluğu ile gece karanlığında Sarayköy ve Külköy arasında bulunan yüksek kayalara çıkmaya muvaffak oldular. Daha o gün, Demirci muharebelerinden dönen 44 ve 108 mevcutlu iki tabur ile Uşak'ta bulunan bir hücum bölüğünün geceleyin Yunanlara karsi yaptıkları taarruzla, bu tepeleri ele gecirmek mümkün olmadı. 28 Ağustos sabahı muharebe, düşmanın üstünlüğü ile devam etti. Düşman en az 12000 piyade ve kuvvetli topçu ve süvari birlikleri ile taarruzun ağırlığını Karakuyu ile Külköy arasında bulunduruyordu. Yunanlar yerli halkın direnmesine rağmen 29 Ağustos 1920 tarihinde Uşak'ı işgal ettiler.

Uşak'ın geri alınışı

Uşak'ın işgal altında kaldığı tam iki sene içinde Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Garp Cephesi'ni kuvvetli bir hale getirdi. Garp Cephesi Kumandanı İsmet İnönü, İnönü Savaşları'nı kazandı. Ordular Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan ordusunu yendi. Bunu Mustafa Kemal Paşa'nın Afyon-Dumlupınar Savaşı zaferi takip etti. Mustafa Kemal Paşa'nın idare ettiği Türk kuvvetleri 30 Ağustos 1922 tarihinde Murat Dağları'nın doğu eteklerinde Çal Köyü mıntıkasında Yunan ordularının büyük kısmını kuşatarak yok etti. Türk ordularının imha hareketinden kurtulabilen ve General Franko kumandasında toplanan I. ve II. Yunan piyade tümenleriyle, bir süvari tugayı ve meşhur Palantras Müfrezesi, I. kolordunun taarruzu karşısında 30 ve 31 Ağustos günlerinde Hallaçlar-Kaplangı dağı hattında kesin bir mağlubiyete uğratıldı. General Franko, 1 Eylül 1922 günü ümitsiz bir halde Uşak'ın Kapaklar-Kusura Deresi-Elma Dağı hattında tutunmaya çalıştı. Sonra da Karlık istikametinde ilerleyen 6. Tümenin önünde tutunamayarak kaçtı.

Birlikler, 1 Eylül 1922 günü ikindi vakti Uşak ovasında şehre doğru süratle ilerlerken, şehir yanıyordu. Bu sırada şehre ilerleyen birliklerin başında Kumandan İzzettin Çalışlar bulunuyordu ve 2 Eylül 1922'de Uşak işgalden kesinlikle kurtuldu.

Yunan Başkomutanı Trikopis'in Esir Alınışı

Uşak için gurur kaynağı olan konulardan biri de Yunan başkomutanı Trikopis' in, Eylül 1922'de Atatürk'ün komutasında bulunan Kafkas Tümen Komutanı Halit Bey tarafından Uşak'ta yakalanmasıdır.

30 Ağustos 1922'de Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nde bozguna uğrayan Yunan Ordusu'nun büyük bir kısmı, Dumlu, Büyükoturak, Banaz, Kızılhisar ve Kapaklar üzerinden Uşak'a doğru çekilirken Yunan orduları başkomutanı General Trikopis'in de içinde bulunduğu büyük bir birlik, Comburt Ovası'nı geçerek 2 Eylül 1922 günü Aşağıkaracahisar köyüne gelmişti.

Aynı gün 5. Kafkas Tümeni'ne mensup birlikler, muhtelif savaşlar vererek ve Elma Dağı'nın güneydoğusunda bulunan Göğem Köyü'nün doğu yakasına yaklaştığında, Karacahisar ve Çumyuva (Mıngırap) köylerinin yanmakta olduğu haberini almışlardı.

Bir müddet sonra küçük rütbeli bir Yunan subayı, tümen kumandanının yanına gelerek General Trikopis'in teslim olmaya karar verdiğini söyledi. 5. Kafkas Fırkası Kumandanı Halit Bey, Liva Komutanı Hopalı Ali Rıza Bey'e Yunan subayının getirdiği haberi bildirdi ve gidip Yunanlar'ı teslim almasını emretti.

2 Eylül 1922 gecesi saat 22:30 sıralarında Süvari Bölüğü Komutanı Sivaslı Yüzbaşı Ahmed Bey, esir generaller ile maiyetlerini Bölmeli Tepe'deki (Çakmaklı Tepe) 5. Kafkas Fırkası Komutanı Albay Dadaylı Halit Bey'in (Halit Akmansü) yanına getirdi. Yunan komutanının Uşak’ta Atatürk'ün huzuruna çıkarıldığı ev şu an müze olarak ziyarete açıktır.

Uşak'ın il oluşu

15 Temmuz 1953 tarihine kadar Kütahya'nın ilçesi olan Uşak, kendisine bağlı Sivaslı, Ulubey, Banaz bucaklarının ve Karahallı beldesinin ilçe haline getirildiği düzenlemeyle il olmuştur. Aynı tarihe kadar Manisa (1926'ya kadar Saruhan)'nın ilçesi olan Eşme ilçesi de (Güre, Sirge ve İnay bucaklarıyla birlikte), Uşak'a bağlanmıştır.

Atatürk ve Uşak

Atatürk Uşak'a ilk defa 2-3 Eylül 1922 tarihinde komutan olarak, ikincisi 16 Ekim 1925 tarihinde cumhurbaşkanı olarak ve üçüncü defa ise 1934 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte gelmiştir. Ayrıca Atatürk'ün eşi Latife Hanım da İzmir'deki Uşaklı tüccarlar ailesi olan Uşşakizadelerdendir, yani Uşaklıdır.

 


Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 15.Eylül.2008 Saat 01:37
Yukarı Dön
TURİST REHBERİ Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 5336
  Alıntı TURİST REHBERİ Alıntı  GönderCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02.Ağustos.2008 Saat 16:32
 
Uşak%20Haritası

KONUMU
 
Uşak ili, Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde, Ege Bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin birbirlerinden ayrıldığı İçbatı Anadolu eşiğinin bat kenarında, 38 derece 13 dakika ve 38 derece 56 dakika enlemleri ile 28 derece 48 dakika ve 29 derece 57 dakika boylamları arasında yer alır. Kuzeyde Kütahya, doğuda Afyon, güneyde Denizli ve batıda Manisa illeri bulunmaktadır. 5.341 km 2 alana sahip olan Uşak yüzölçümü itibariyle iller sıralamasında plaka numarası gibi 64. sıradadır. Ülke yüzölçümünün % 0.7 lik kısmını oluşturmaktadır.
 

Uşak Adının Tarihi

Uşak yöresi tarihin bilinen dönemlerinden beri bir yerleşim bölgesidir. Kentin bilinen en eski adı Temenothytiadır. Kent bu adı Heraklilerden Aristomakhosun oğlu Temenostan almıştır.Temenos, Roma İmparatorluğu dönemi sikkeleri üstündeki Temenos Oikistes (Kurucu Temenos) ya da Ktistes yazıtları ve Temenos tasvirleriyle bilinmektedir.

Temenothyria, Flavuslardan sonra Flaviopolis adını almıştır. İl merkezi Uşak'ın eski adı Uşşak'tır. Uşşak kelimesi iki anlama gelmektedir. Uşşak kelimesi Aşıklar Diyarı anlamına gelmektedir. Evliya Çelebi ünlü Seyahatname'sinde bu adı Aşıklar Diyarı olarak yorumlamıştır. Bunun yanısıra "Anadolu'daki tarihi yer adları" kitabında Uşak isminin buradaki "Obsekion" kentinin isminden türediği yazılmaktadır.

Evren Dede Söylencesi

Uşak'ta saz ve söz ustası birçok aşık yaşamıştır. Aşıklar halk arasında dilden dile yayılan söylencelere de konu olmuştur. Bunlardan biri Evren Dede söylencesidir. Anlatılanlara göre bir zamanlar Uşak'ın Banaz ilçesinin günümüzde Evren Dede koruluğu denilen bölgesinde, türküler çalıp söyleyen bir Türkmen koca yaşamaktadır. Ezgiler o kadar güzeldir ki; ezgiyi duyan sese doğru koşar ve Evren Dede susmadıkça da yanından ayrılamaz. Bir gün gelir ve artık koruluktan ses gelmez olur. Koruluğa gidenler ise, Evren Dede'den hiçbir iz bulamazlar. Ama Uşak'lılar onun sazından gelen nağmelerin koruluğa sindiğine ve hala rüzgar estikçe onun sazının nağmelerinin duyulduğuna inanırlar.

COĞRAFYA


İl arazisi genel olarak dalgalı plato görünümündedir. Kuzey ve doğu kesimleri dağlık, güney ve batı kesimleri ise ovalar ve dalgalı arazilerden oluşmaktadır. İl topraklarının % 57,5i platolardan, % 37 si dağlardan ve % 5.5 i de ovalardan meydana gelmektedir.

İç batı Anadolu Bölümünün orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerinde kurulmuş olan Uşakın kuzeyini Murat Dağı, doğusunu Ahır Dağı( 1.915 m.) Zengin bir bitki örtüsü, sıcak-soğuk su kaynakları ve doğal güzelliğe sahip olan Murat Dağının zirvesini 2309 metre yükseklikte bulunan Kartaltepe oluşturmaktadır. Zirve noktası Kütahya ili sınırları içinde bulunan Murat dağı’nın Uşak sınırları içersinde kalan tepelik alanlarının ortalama yükseltisi 1500 m. civarındadır.

Murat Dağı, Bulkaz Dağı ve Ahır Dağı ilin kuzey, kuzeydoğu ve doğudaki doğal sınırlarını oluştururlar. İl topraklarının batısı, Gediz vadisi ile Ege Bölgesine açılır. İl toprakları bir çok vadiyle yarılmış dalgalı yaylalar görünümündedir. Bu yaylalar kuzeydoğudan güneybatıya doğru alçalarak bazı kesimlerde hafif dalgalı bir görünüş alırlar.

 
Bulkaz Dağı, Sivaslı ilçesinin doğu ve güneydoğusunda bulunmaktadır. Zirve noktası 1930 m. de bulunan dağın yapısında kireçtaşları hakim durumdadır. Kabaca kuzey-güney istikametinde uzanan Bulkaz Dağı, aynı zamanda Uşak-Afyon illerinin doğal sınırını oluşturmaktadır. Zengin su kaynaklarına sahip olan dağ, bitki örtüsü bakımından fazla zengin değildir.

Elma Dağı, merkez ilçenin kuzeyinde bulunmaktadır. En yüksek noktası 1805 m. olan dağın üzerinde geniş yaylalar ve otlaklar yer almaktadı
r.

İlin diğer önemli yükselti noktalarını Ahır Dağı ( 1915 m), Tahtalı Tepe ( 1644 m) ve Kocatepe (1298 m) oluşturmaktadı
r.

İl toprakları vadilerle yarılmış, engebeli yaylalar görünümündedir. Gediz vadi tabanının genişlediği alanlarda Küçük Banaz ve uşak ovaları bulunmaktadır. Bu ovalar akarsuların taşıdığı alüvyonlarla kaplı olup, il yüzölçümünün %5,5'luk bölümünü kaplarlar.En önemli ovalar, Uşak ve Banaz ovalarıdır. İl yüzölçümünün % 5.5 lik küçük bir bölümünü kaplayan bu ovalar genelikle alüvyonlarla kaplıdır.

Uşak ovası 5 500 hektar büyüklüğünde, Uşak şehrinin kenarında bulunmaktadır. 890 m. yüksekliğe sahip olan bu ova, doğu-batı uzanımlıdır. Kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülü bulunan Uşak ovası, oldukça verimli topraklardan oluşmaktadır. Bu ovanın üzerinde yüksekliği az olan volkanik tepeler sıralanmıştır.
 
Banaz ovası 6 500 hektardır. Büyük Menderes Nehrinin önemli kollarından Banaz Çayı kenarında,kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan Banaz Ovası yer almaktadır. bu ova da oldukça verimli bir özelliğe sahiptir
İl topraklarından kaynaklanan sular Büyük Menderes Nehri ve Gediz Nehri aracılığı ile ege Denizi'ne dökülür. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda akan Banaz Çayı Ulubey'in yakınlarında Kazancı (Yavu) Deresi ile birleştikten sonra il sınırları dışında Büyük menderes Nehri'ne katılır. İl topraklarından kaynaklanan hamam Çayı'da yine il sınırları dışında Büyük Menderes Nehrine katılır. Karayol (Güre) Çayı ise kuzeybatıdaki Gediz Nehri'ne katılır. Uşak ili sınırları içinde bulunan akarsular küçük çaplıdır. Banaz ve Gediz çayları üzerinde vatandaşlar kendi imkanları ile motopomp kurarak sulama yapmaktadır.Büyük Menderes Nehri üzerindeki sulama, enerji ve taşkınları önleme amaçlı Adıgüzel Baraj Gölünün kuzey kesimi de il sınırları içerisindedir. Bunun dışında il toprakları içerisinde doğal bir göl bulunmamaktadır. 
 
İKLİM
 
Akdeniz iklimi ile Karasal iklim arasında geçiş özelliği gösteren bir iklime sahiptir. sıcaklık ve yağış, Ege bölgesine göre düşük, İç Anadolu bölgesine göre daha yüksektir. Kışlar Ege'ye göre daha sert geçmektedir. Yağışlarda ilkbahara doğru bir kayma dikkati çekmektedir.Yıllık sıcaklık ortalaması değeri 12,3 derecedir.
 
BİTKİ ÖRTÜSÜ

Uşak'ın bitki örtüsü genelde step görünümünde olup, Nehir boylarında söğüt, kavak ağaçları ve tarım alanları yer almaktadır. İlin yüksek kesimlerinde meşe, kızıl çam, kara çam ve ardıç ağaçlarından oluşan ormanlar bulunmaktadır.

NÜFUS

Yabancı bir yazara göre 1894 te Uşak nüfusunun 11 000i Müslüman, 1484u Ortodoks ve 600u ermeni olmak üzere 13084 kişidir. 1910da Uşak nüfusunun 15000 Müslüman, 2400 Rum, 1000 ermeni olmak üzere 18400 kişi olduğu bilinmektedir. 1935 sayımında Uşak nüfusunun 9176sı kadın, 3391i erkek olmak üzere 17567 kişi , 1950 sayımında ise Uşak şehir nüfusunun 9618i kadın 10018i erkek olmak üzere 19636 kişiye ulaştığı bilinmektedir. 2008 itibariyle Uşak şehir merkezi nüfusu yaklaşık olarak 173.000 dir.
 
EKONOMİ
 
Uşak ilinin Osmanlı döneminde ticaret ve sanayide önemli bir yeri vardır. Balkan harbinde ordunun şayak kumaş ye battaniye ihtiyacının Uşakta bulunan dört büyük şayak fabrikasından temin edilmiştir. Şamda Camii Ümmide 800 yıllık Konya Mevlana Camisinde 700 yıllık Uşak Halısı bulunmaktadır. Mevlana Müzesindeki halının cm2 de 144 ilmik bulunmaktadır.

İstanbul sokaklarında ve Türkiyenin bütün yörelerinde; petrol ürünleri ve hava gazı vs. maddelerle aydınlatılırken, 1767 yılında Uşakta ilk elektrik santralinin kurularak, Uşak sokaklarının elektrikle aydınlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'de elektriğin geldiği ilk şehirdir. Türkiye de özel girişimciliğinin sembolü olan ve ilk Şeker Fabrikasını kurmayı başaran Mollaomaroğlu Nuri Şekerin köy, kasaba ve şehirden yumurta vs. toplayarak bu fabrikayı kurmayı başarmış ve Uşak Seker Fabrikası 17 Aralık 1926 yılında islemeye açılmıştır.








Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 15.Eylül.2008 Saat 01:06
Yukarı Dön
 Gönder Gönder

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Powered by Web Wiz Forums Free Express Edition
Copyright ©2001-2008 Web Wiz