Tarih Yeniden Yazılacak Mı? |
Gönder
|
| Yazar | |
TUREBTÜRKİYE
Yönetici
Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008 Konum: Ankara Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4404 |
Alıntı Cevapla
Konu: Tarih Yeniden Yazılacak Mı?Gönderim Zamanı: 10.Şubat.2009 Saat 05:59 |
|
Arkadaşlar Merhaba,
Bir süredir Öntürk Tarihi hakkında ilginç bilgiler akıyor. Her ne kadar bir kısım tarihçiler, "bilgi sahibi olmaksızın fikir sahibi " olma yolundalar ve hiç araştırmadan her şeyi reddediyorlarsa da, ben üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum. Matlock' un kitabını tam okumaya başlamıştım ki, aşağıdaki ileti (en altta İngilizcesi de var) geldi. Daha kitabı bitirmeden bu iletiyi sizlerle paylaşmak istedim. Geçen pazar Habertürk kanalında Fatih Altaylı' nın Teke Tek programında, Murat Bardakçı' ya gelen "Öntürk Uygarlığı için değişik yayınlar var, siz ne düşünüyorsuunz ", bence çok masum ve aklı başında bir soruya, Bardakçı elinin tersiyle kovalar gibi bir jestle "Bir yazıt bulmakla - Uygur Anıtlarını kastetti sanırım - Uygarlık bulundu denmez" diye kestirip attı. Halbuki en azından, benim konum değil, bilgim yok diyebilirdi. Halûk Tarcan' ın Öntürk Uygarlığı kitabında, aynı yörede yüzden fazla yazıt bulunduğu ve bu yazıların tamamının Kâzım Mirşan tarafından okunduğu ve bu yazının sağdan sola yazıldığı için, hiç bir batılı bilim adamı tarafından okunamadığı veya okunmak istenmediği bilgisi var. Bana çok ilginç ve mantıklı geldi. Bilgilerinize sunmak istedim.
Aynı yazıyı Word dosyası olarak gönderiyorum. Sevgiyle kalın, Güven Beker
Hazırlayan Gene D. Matlock, B.A., M.A. YAZARIN DİĞER YAZILARI: Kadim İbranice ve Hintçe Arasında bir Bağ Var Mı? Hz. İbrahim Kimdi? YAZARIN KİTABI Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz DİĞER KİTAPLAR Tarih Türkler'de Başlar - Hulki Cevizoğlu Köken Atatürk Ve Kayıp Kıta Mu 2 - Sinan Meydan Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası - Kemal Sinanoğlu Agarta'dan Ergenekon'a Büyük Türk Bilgeliği - Burhan Yılmaz Hiç tufandan önce insanların uygarlığının neye benzediğini öğrenmek ister miydiniz? Bu artık mümkün. Bu görüntüler ,Türkiye ve Orta Asya'da kazılarla ortaya çıkmaktadır. Biz insanlar tüm uygarlığın atası olarak Sümer, Yunanistan, Mısır ve Çin'i görmeye yanlış bir şekilde şartlanmışızdır. Ancak şimdi Türkiye ve Orta Asya'da arkeologlar tufandan on binlerce yıl önce uygarlık izlerini keşfetmektedirler. İran ve başka yerlerde kazılarda sadece bir değil ama belki de birkaç "Nuh'un gemisi" olduğunu öğrenmekteyiz. Bir zamanlar Yunanlılar ve Türkler tek bir halktı. Ancak, belirsiz bir tarihte onların yolları ayrıldı. Onlar o zamanlar daha emekleme çağında olmalarına rağmen birbirlerine gayrimeşru dediler. Binlerce yıldır, Yunanlılar Türkleri örtbas edip Batı Uygarlığın atalarının kendileri olduğunu dünyaya ikna edebilmişlerdi. Ancak bu yalanı daha fazla sürdüremezler. Yakın zamanda tarih konusunda bilgili bir Türk hanımla yazıştım ve ona böyle korkunç bir sahtekârlığın nasıl yürütülebildiği konusunda fikrini sordum. Türkler ve Yunanlılar hakkında olup bitenleri bilmediğini belirtti, ancak şunları söyledi "Yunanlılar ve Türklerle ilgili şunları söyleyebilirim. Zeus Türkçe bir isimdir. Yunan sahtekârlığı artık bir sır değildir ve birçok araştırmacı, Yunanlı olarak bilinen birçok şeyin Helen öncesi Yunan olmayan Mısır, Hitit ve Türk uygarlıklarına ait olduğunu anlamaya başladılar - Bu çok tartışmalı bir konudur. Türkiye'deki Truva kazıları yürütün Profesör Manfred Korfmann, Avrupa'da yaptığı bir konferansta Truva ve diğer önemli Anadolu Uygarlıklarının Yunanlı olmadığını söylediği için büyük tepki görmüştü. Anadolu'nun çok yakın bir tarihte Yunanlaştığını söyledi. O zamandan önce başka önemli uygarlıklara ev sahipliği yapıyordu. Maalesef, Prof. Korfmann yakın bir tarihe vefat etti. Çok şükür, akademik dünyada bu önemli konuyu açmaya vakti oldu. Önderimiz Atatürk "Anadolu 7000 yıldır Türk'tü" demişti ve Çanakkale'de İngilizleri yendikten sonra Truvalıların intikamını aldık demişti. Bunu sadece politika sanabilirsiniz ama Petroglifler herkesin göreceği şekilde ortadadır. Yahudi Tarihini yazan Flavius Josephus, eserinin Yunancaya tercüme edilmesini istemedi. Çünkü o zaman Yunanlıların, Yahudiliği kendilerinin keşfettiklerini iddia edebileceklerini savundu. Hıristiyanlığı ilk kabul edenlerin Türk ulusları olduğu tarihi bir gerçektir. Bunun sebebi bizden saklanmıştır. Aslında bir Yunanlı olan Roma İmparatoru Konstantin I, Türklerin neden Hıristiyanlığı bu kadar kolay kabul ettiklerini öğrenmemizi istemedi. Dolayısıyla, onun etkisiyle dünya tarihinin en şaşırtıcı gerçeklerinin biri bizden esirgenmişti. Ben kendim bunu yakın tarihte öğrendim, birkaç ay sonra "Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz" kitabımı yazdım. Belirttiğim gibi tüm dünya uygarlıklarının ataları ve tüm bilimlerin öncüleri, Sibirya'dan bugün Modern Türkiye'ye uzanan bölgede bulunan eski Türk halklarıydı. Onlar Ayan (Ari), Kuru,Turan, Tulan, Danuu veya Tanu (Dan Kavimleri) ve diğer benzeri isimlerle bilinmektedir. Ayrıca onlara Pancha Krishtaya (İnsanlığın Beş Irkı) denilirdi.
Dünyanın eski efsanelerine göre Kuzey Kutbu bugün bildiğimiz ıssız buzullar değildi. Orada iklim koşulları elverişli ve ılımandı. Topraklar bereketliydi. Hyberborların, çocukların bile kolayca öğrenebileceği ve uygulayabileceğ i basit bilimsel teknolojileri vardı. Oksijen sevileri günümüzden daha yüksek olduğu için onlar hastalıksız binlerce yıl yaşayabiliyorlardı . İntihar etmeden kolayca ölemiyorlardı. Onlar iki başlı bir kartal, Krishta (Krişta, Christ) ve haç (Krsti) olarak simgeledikleri yüce tanrı olarak taptıkları güneş enerjisini kullanabiliyorlardı . Dinlerini kendi adlarıyla Krishtaya ve ayrıca "fatih" anlamına gelen Kristihan (Sanskritçe sözlüğe bakınız). Onların dininin bütün dinlerden önce var olduğunu bilmek Hıristiyanları şaşırtabilir. Ancak bu bizim şu anda kadim insan tarihini yeniden yazmamızı mecbur eden tek gerçek değildir. Kutsal kitabımız, bu Hyperborea cennetine Aden adını veriyor. Ancak Aden Rus ve Sibirya bozkırlarının esas adından başka bir şey değildir. Maalesef, onların dünyevi cennetleri yok olacaktı. Büyük bir felaket, belki de büyük bir göktaşı, meteor veya asteroitin dünyayla çarpışması eksenini ve/veya yörüngesini değiştirmiştir. Hyperborea buzul bir cehenneme dönüştü. Hiperborealılar sonra günümüzde Türkiye ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin bulunduğu yerlere kaçtılar. Efsanelere göre onlar Tannu Tuva (ayrıca Tewa veya Tiwa). Bu Tannu kelimesi ayrıca Sanskritçe Danu olarak geçer ve fatih anlamına gelir. Onlar ayrıca kendilerine üstün fatihler anlamına gelen Su-Tannu derler. Türkçe'de Su ayrıca asker anlamına gelir.
Afganistan, Pakistan, İran, Irak ve Orta Asya ülkeleri dahil çok geniş bir alanı kapsıyan bu Federasyonları sonunda dağıldı. Belki de bu zamanlarda Yunanlılar Türk kardeşlerine sırtlarını çevirerek ayrı bir yola gitmeye karar verdiler. Bu dağılan ülkeleri Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Kazakistan, Kurustan (bugünkü Türkiye), Kırgızistan, Özbekistan ve diğerleri olarak bilmekteyiz. Bunların sonu "stan" ile bitmektedir. Unutmayalım ki, "stan" ekleminin kökeni "Su-Tannu"dan gelmektedir. Daha sonra Altay bölgesinde büyük bir sel bölgeyi daha da verimsiz duruma getirdi. Bundan sonra onlar Hindistan'ın içlerine kadar yayıldılar ve orada mevcut olan yüksek bir uygarlığa kendi bilgeliklerini kattılar. Hindistan'a girdikten nerdeyse hemen sonra iki bölge arasında karşılıklı nüfus yerleşmeleri başladı. Dini inançlarını birleştirdiler. Sonuç olarak Şiva (Shiva), İndra, Kubera ve diğerleri olarak bildiğimiz Hindu tanrılarının aslında Türk ve Sibirya kökenleri vardır. Onlar ayrıca Mısır, Sümer, Çin ve bildiğimiz tüm diğer kadim uygarlıkları kurdular. Onlar bize değişik alfabe ve hatta dinlerimizi bile verdiler. Dolaylı veya dolaysız olarak, onlar İnka, Aztek, Mayaların atalarıydı, Tihuanaco ve Karal gibi kadim ve yüksek Güney Amerikalı şehirlerinin mimarlarıydılar. Hindistan'da bile insanlığın ve tüm uygarlıkların yaratıcı gücüne Ana Tanrıça olarak tapılır. Onun kutsal mekânı manyetik Kuzey Kutbun merkezindedir. Kuran'a göre Âdem (İnsanoğlu için Türkçe ismi) Aden (Sibirya bozkırları) cennet bahçesinden kovulduktan sonra Siri Lanka veya diğer adıyla Serendip'e uçarak "Âdem Tepesi"ne indi. Serendip, Sanskritçe Ceren-Dvipa kelimelerinden türemiştir. Anlaşıldığı gibi Âdem pek de ilkel sayılmazdı. Onun Siri Lanka'ya bir tür hava gemiyle gittiği anlaşılmaktadır. Oradan tüm dünyayı dolaştı. Sonunda Arabistan Cidde'de geride kalan Havva ile tekrar bir araya gelip Orta Asya'ya geri dönmüş.
Hint efsanelerinde Hyperborea'dan gelen Ana Tanrıça ve Adem'in Ceren-Dwipa'ya seyahatini açıkladım. Böylece okuyucuların böyle muhteşem bir cennetin Güney Kutbunda olduğu yanılgısına düşmemeleri gerekir, çünkü hiçbir eski efsanede bundan söz edilmiyor. Böylece Ana Tanrıçanın yaratıcılığı Siri Lanka kadar güneye yayıldı. Ondan sonra uygarlık tüm dünya etrafında Yengeç ve Oğlak Dönencesi arasında güneşi takip etti. Altay'daki büyük tufandan sonra hayatta kalanlar Meru ve Si-Yoni (Zion, Siyon) Dağı adında ünlü bir dağa yakın sığındılar. Ancak farklı kavimler arasında geçimsizlik dünyanın muhtelif bölgelerine göç etmelerine sebep olmuştu. Günümüzde Hindular Batı Tibet'te Kailasa Dağına Meru veya Si-Yoni (İnsanlığın kökeni) Dağı olarak itibar ederler.
Bazı araştırmacılar esas Meru Dağının Herat, Afganistan'a yakın bir dağ olabileceğini veya Altay, Kafkasya veya Tannu-Tuva'da olabileceğini düşünüyor. Filistin'e (Pala-stan) yerleşenler gibi, bazı kavimler Orta Asya'daki kadim yurtlarının anısına Kudüs'e yakın iki dağa Zion (Siyon) ve Moriah (Meru) adını verdiler. Binlerce yıl içinde gerçek soy ve kökenlerini tamamen unuttular ve Zion ve Moriah'ı varlık ve ruhaniyetlerinin "kaynağı" olarak görmeye başladılar. Şu anda, gerçek köken ve geleneklerinin esasında Hindistan ve Orta Asya bozkırlarında olduğu konusundaki cehaletleriyle birbirlerini öldürmeye çalışıyorlar. Nasıl Arapların ve İsraillilerin ataları Filistin ve çevresinde bulunan dağın, gerçek Meru (Moriah) veya Si-Yoni (Siyon) Dağı olduğuna ikna olmuşlarsa, aynı şekilde Kuzey ve Güney Amerika Kızılderilileri Altay tufanın anılarını beraberlerinde götürdüler. Onlar da Ana Tanrıça'nın kuzeyde olduğu fikriyle geldiler. Yüzyıllar sonra Amerika Birleşik Devletlerinin güneybatısını Ana Tanrıçanın kuzeydeki mekânı sanmaya başladılar. Bundan dolayı birçok Meksikalı eylemciler Kızılderili atalarından edindikleri efsanelerden hareket ederek A.B.D.'nin atalarından miras kalan kutsal yurtları olduğu iddiasında bulunmakta. "Ana Tanrıçalarının" mekânının Kuzey Kutbunda olduğu konusundan haberdar değillerdir. Benim onlara önerim şudur, "Cehaletinizle cimri davranınız, onu savurmayınız."
Eğer anlattıklarım doğruysa, tüm insanların Orta Asya'yı terk ederek dünyanın diğer yerlerine göç ettiklerini nasıl kanıtlayabilirsiniz? Bunu şimdiye kadar neden anlamadık? Bu sorulara tatmin edici bir yanıt veremem, ancak kökenimizin kanıtları çok bariz olarak ortada. Herhangi birinin bu konuda tereddüt veya şüphe duyması beni şaşırtır. Örneğin, Avrupalıların çoğunun kökeni günümüzün Gürcistan olan Colchis (Kolhis/Abhazya) - iberya ve günümüzün Albanya'sı olan Aeria. Gürcistan binlerce yıldır uygar bir devletti. Uygarlığı büyük Tufandan çok önce yaygındı. Hatta M.Ö. 300 yıl önce bile mevcut olan okunması basit bir alfabesi de vardı. Aşağıdaki tablet M.Ö. 5nci yıla aittir ve Gürcistan'ın ilk yazılı kitabı sayılmaktadır. Tabletin ortasındaki haç figürü dikkat çekici. Gürcü İberler (Kelt, Got, Vizigot, Ostrogot, Alan, Albanlar/Arnavutlar vs.) Batı Avrupa'ya göç ettiler. Yeni yurtlarına İberya (günümüzün İspanyası) adını verdiler. Aynı adı İtalya'ya da verdiler. Ondan sonra İngiltere'ye (Anguli), İskoçya'ya (Skota veya İskitya), İrlanda'nın bir bölgesine (Hibernia) göç ettiler vs. Kadim İngiltere'nin birkaç adı vardır. Bunlardan biri Albion idi. Bu kelimenin kaynağı "Alban"dir. Albanya!nın diğer adı Aeria, İrlanda (ire - land) oldu. Ayrıca, Tannu-Tuva halklarının adını Avrupa'da Danimarka ve Tuna nehrinde görüyoruz. Bizim Amerikan Kızılderililerin bile, geldikleri yer önemli ölçüde küçülen Tannu-Tuva, Altay ve Kafkasya'sındandır. Rus bilim adamları onların DNA'larının bizim Amerikan Kızılderililerinin DNA'sına uyduğunu tespit etmişlerdir. Ancak bunu kanıtlamak için DNA'ya gerçekten ihtiyacımız var mı? KENDİNİZ KARAR VERİNİZ Türk mekanlarını Amerikan Kızılderili mekanlarıyla karşılaştırınız. Navajo çadırlarının (hogan - yurt) deriden yapılmadığı dikkatinizi çekmiş olabilir. Bunun sebebi esas Navajo göçmenlerinin hayvancılıkları yoktu. Kızılderili Tuva ve Altay Şamanlarını inceleyiniz. Benziyorlar mı? Tannu-Tuvas, Tevas ve Tivas ile Amerikan'ın Güneybatısında Tewa, Tiwa ve Towa köyleriyle Taoan kızılderili kavmin bu kadar benzer olması dikkate değer bir vakadır. Bu bir tesadüf olabilir mi? Mabet çatılarını tutan Meksikalı putlara Atlantes denilirdi. Yukarıdaki resimde Tula, Hidalgo harabelerinde duran Atlanteslere dikkat ediniz. Bazıları bunların uzaylıları temsil ettiğini iddia eder. Eğer bu doğruysa, neden bunlar Rusya'da Sibirya'nın Tula bölgesindeki Şamanlar gibi giyinmişler? Biz insanlar, gözümüzün önündeki kanıtlı gerçekleri tanımakta bu kadar uzun neden bekledik? Kafamızdaki örümcek ağları kaldırmamızı ve kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi hatırlamamızı bizden isteyen doğanın arkasında bir güç mü var? Bizim dünyaya ve hemcinslerimize fayda veya zarar vermek için neler yaptığımızı mı değerlendiriyor? Kendimizi geliştirmemiz mi gerekiyor, yoksa dünyayı daha iyi yapmaya gücümüz mü yetmiyor? A.B.D.'nin New Meksika eyaletinde bulunan ünlü bir Kızılderili Membreno-Apaç i reisi, bana insanoğlunun geçmişi ile yüzleşmesi gerektiği ilahi takdirle tayin edilmiş bir süreye girdiğini söyledi. Bu evrende seyahatimizde durakladığımız bir süredir. O bunu şöyle tarif etti, "Geçmiş şimdidir." Bu geçmişe endeksli şimdiye bir de bir gelecek eklenmesini ister miyiz? Bundan sonra ciddi düşünmemiz gerekir. Daha önce dünyaya sular bastı. Kehanetlere göre bir sonraki felakette dünyayı ateş sarabilir.
Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 10.Ekim.2009 Saat 09:52 |
|
![]() |
|
TUREBTÜRKİYE
Yönetici
Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008 Konum: Ankara Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4404 |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 10.Şubat.2009 Saat 06:13 |
|
By Gene D. Matlock [Author of What Strange Mystery Unites the Turkish Nations, India, Catholicism, and Mexico?] Have you ever wanted to know what mankind's civilizations looked like before the Great Flood? At last you can. They're being uncovered right now in Turkey and other parts of Central Asia. We humans have been wrongly conditioned to regard such countries as Sumeria, Greece, Egypt, and China as the parents of all human civilizations. But Archeologists in Turkey and Central Asia are now finding extensive ruins of ancient civilizations predating the Great Flood by ten thousand years and even more! We are even finding out, through digs in Iran and other places, that there was not one "Noah's Ark," but perhaps many more. Other "Noah's Arks" are waiting to be discovered. At one time, the Greeks and the Turks were the same people. But somewhere along the way, they came to a parting of the ways. Although they were siblings, each called the other a bastard. For millenniums, the Greeks have been able to keep the Turks swept under the rug, convincing the world that they are the parents of Western Civilization. But they can keep up the fraud no longer.
I recently wrote a historically knowledgeable Turkish woman, asking her whether she knew how such a monstrous, millenniums old fraud could have been perpetrated. She answered: "Regarding your questions about Greeks/Turks. I don't know the answer to that question. Zeus is a Turkish name. Greeks' fraud is not a secret anymore, and many researchers are now understanding that many things considered as Greek, were coming from pre-Hellenistic non-Greek civilizations, such as Egypt, the Hittites, and Turks -- this is a very controversial piece of study. In fact, Professor Manfred Korfmann, the person who was heading the Troy excavations in Turkey, was once bullied in a conference somewhere in Europe for saying that Troy and other important Anatolian civilizations were not Greek at all. He said that Anatolia became Greek land at a very recent time. Until then it was home to other very important civilizations. Unfortunately Mr. Korfmann died a few years ago. Thank God he had the time to begin this important discussion in the academic world. our founder Ataturk said, "Anatolia has been Turkish land for 7,000 years." After winning in Galipoli against the British, he said that he had "avenged the Trojans." You may think that this is just politics, but the petroglyphs are there for all of us to verify. Flavius Josephus, in his book about the history of the Jews, did not want the Septaguint translated into Greek. He said that as a result, the Greeks would then insist that Judaism was a Greek invention. It is a historical fact that the Turkish nations were the first to accept Christianity. The reason why they converted so easily has been kept from us. Roman emperor Constantine I, who was really a Greek, did not want us to know why the Turks accepted Christianity almost unquestioningly. Therefore, through his influence, we have been denied one of the most amazing truths in all the history of mankind! I myself did not find this out until recently, a few months after I published my most recent book, What Strange Mystery, etal. As I have stated, the real parents of all human civilizations and the forerunners of all sciences, were the ancient Turkish peoples who extended all the way from Siberia to what is now modern Turkey. We know them as Aryans (Ari), Kurus, Turanians, Tulanians, Dannu or Tannu (Tribes of Dan), and other similar names. They were also called Pancha Krishtayas (The Five Races of mankind). According to the ancient legends of the world, the North Pole was not the barren wasteland of ice and snow that it is now. The weather there was always mild and inviting. Food was always in plentiful supply. The Hyperboreans possessed scientific technologies so simple to learn and apply that even children could master them. . Because the oxygen levels there were much higher than now, they could live for up to a thousand years and stay free from all sicknesses. The only way they could die was by committing suicide. They harnessed the power of the sun, which they worshipped as Almighty God, symbolized as a two-headed eagle called Krishta (Christ) and a cross (Krsti). Besides calling their religion after themselves, Krishtaya, they also called it Kristihan, meaning "Conqueror." (See the online Sanskrit Lexicon) It may surprise Christians to know that their religion preceded all other existing religions. But this truth is not the only one now forcing us to rewrite ancient human history. Doctor of Philosophy Valery Dyemin, a Russian researcher of the Arctic region, maintains that Hyperborea ("beyond the Boreas (north wind)"), a mythical land that the Greeks thought was located beyond Scythia, existed in reality. Dr. Dyemin said, "I believe we should be looking for the traces of that civilization in Eurasia and American arctic regions, in the islands and archipelagos of the Arctic Oceans, at the bottom of some seas, lakes and rivers. Russia has the largest number of locations and artifacts that could bear relevance to Hyperborea. Some have already drawn attention of specialists; others are yet to be discovered. Active exploration is currently under way in the Kola Peninsula, in the Island of Vaigach, in Karelia, Ural Mountains, West Siberia, Khakasia, Yakutia, and a few other regions. There are good prospects for conducting research in Franz Josef Land, Taimyr, and Yamal. "The geographic term "Hyperborean platform" is technical use. Scientists keep discussing the platform's dynamics in order to find out the reasons why it sank to the bottom of the ocean. "In other words, Hyperborea may have stretched over the lands that eventually sank into the water?" "One of the charts by Gerhardus Mercator, the 16th century Flemish cartographer and geographer, shows a huge continent lying in the vicinity of the North Pole. The land is an archipelago composed of several islands divided by deep rivers. A mountain sits in the center of the land (according to legends, the ancestors of Indo-Europeans lived near Mount Meru). The question is: How did that land appear on the chart? There was no information whatsoever regarding the Arctic regions during the Middle Ages. We have some reasons to believe that Mercator had used an ancient chart, the one that is mentioned in his letter dated 1580. That chart showed a continent located in the center of the Arctic Ocean, which was pictured ice-free on the chart. Mercator's chart seems to be based on the ancient chart." [http://english. pravda.ru/ science/mysterie s/29-11-2006/ 85697-Paradise- 0.] Our Bible calls this Hyperborean paradise Eden. But Eden is just the original word for the Russian and Siberian Steppes. Unfortunately, their earthly paradise was doomed to extinction. A huge cataclysm, perhaps a devastating meteorite crashing into the earth, caused this globe to change its orbital patterns. Hyperborea turned into an icy hell. The Hyperboreans then fled to what are now Turkey and the other central Asian republics. Legends have it that they were all united in a large Turkish confederation called Tannu Tuva (also Tewa and Tiwa). This word Tannu, also called in Sanskrit Danu, meant Victorious; Conqueror. They also called themselves Su-Tannu or S-Tannu, meaning The Superior Conquerors. In Turkish, SU also means soldier; warrior.
See the map of Tannu-Tuva below, before it was divided into many other nations. As you can see, it covered a wide area, including Afghanistan, Pakistan, Persia, Iraq, and other Central Asian nations. Their confederation finally fell apart. Perhaps this was the time when Greece decided to go its on way and turn its back on its Turkish brothers forever. We know them now as Tajikstan, Afghanistan, Pakistan, Kazakhstan, Kurustan (today's Turkey), Kyrgizstan, Uzbekistan, and other nations whose names end in "stan." Don't forget: the "stans" derive from "su-tannu".
Later, a devastating flood in what is now called Altai, made the area even more inhospitable. From there they spread deep into India, adding their genius to a highly developed civilization that was already there. Almost immediately after their movement into India, demographic interchanges between the two regions occurred rapidly. They merged their religious beliefs. As a result, many of the people we regard as Indian-subcontinent gods, such as Shiva, Indra, Kubera (our Heber) and others, were really of Siberian or Turkish origin. They also founded the civilizations of Egypt, Sumeria, China and every other ancient civilization. They gave us a multitude of different alphabets and even our religions. Directly and indirectly they were the fathers of the Incas, Aztecs, Mayans, and the builders of such high South American cities as Tihuanaco and Karal. Even in India, the creative force of mankind and all civilizations is worshiped as the Mother Goddess. Her sacred abode is in the extreme polar regions or magnetic north.
The Koran tells us that Adam (the Turkic word for Mankind), after being cast out of Eden (the Siberian Steppes) flew to Ceylon or Serindip," landing on what is now Adam's Peak. Serindip derives from the Sanskrit Ceren-dvipa. Evidently, the Adam cast out of Eden was not altogether primitive. It appears that he went to Ceylon on some kind of flying ship. From there, he traveled around the world. Finally, he returned to Central Asian, reuniting himself with Eve who had stayed behind in Jiddah, Arabia. I mention the Hindu concept of the Mother Goddess coming from Hyperborea and Adam's journey to Ceren-Dwipa so that readers will not fall into the trap that such a glorious paradise also existed at the South Pole. Not one ancient myth mentions such a thing. The creativity of the Mother Goddess went south as far as Ceylon. Human civilization then followed the sun, between the Tropics of Cancer and Capricon, around the entire world. After the Great Flood in Altai, the survivors took refuge near a famous mountain called Mt. Meru and Si-Yoni (Zion). But troubles among the different tribes caused them to spread out to other nations on earth. Today, Hindus revere Mt. Kailasa in Western Tibet as Mt. Meru or Si-Yoni (the origin or source of mankind).
Other authorities think the original Mt. Meru may be a mountain near Herat, Afghanistan, or even some mountain in Altai, Khaskassia, or Tannu-Tuva. Some of these tribes, such as the ones who came to settle in Palestine (Pala-stan) or today's Israel, named two mountains near Jerusalem Zion and Moriah (Meru) in remembrance of their ancient homeland back in Central Asia. Over the millenniums they forgot all about their true origins, coming to regard Zion and Moriah as the "source" of their spirituality and being. They are presently trying to kill each other, ignorant that their true source and traditions, even the exact names and records of their prophets, are in India and the Steppe lands of Central Asia. Just as the forefathers of the Arabs and Israelis became convinced that Palestine and environs were the original Meru (Mt. Moriah) and Si-Yoni (Zion), so also did the Amerindians of both North and South America take their memories of the Altai Flood with them. They also came here with the idea that the Mother Goddess lay far to the north. Centuries later, the Aztecs came to think of Southwestern United States as the northern home of the Mother Goddess. As a result, many Mexican activists, having inherited that Mother Goddess myth from their Amerindian forefathers, are laying claim to the United States as their "divinely inherited" homeland. Little do they know that the home of their "Mother Goddess" is at the North Pole. This is my advice to them: "Be selfish with your ignorance. Don't give it away." If what I say is true, how can we prove that all humans left Central Asia for other parts of the world? Why have we never found this out? I cannot answer those questions adequately, but the proofs of our origins are only too visible. I'm surprised that any of us would even have to ask-or doubt. For example, the ancestors of most Europeans originated in Colchis-Iberia, today's Georgia, and Aeria which is now present-day Albania. Georgia has been a civilized nation for many millenniums. Its civilization was flourishing long before the Great Flood.. It even had an easy-to-learn script, supposedly used as far back as 300 B.C. The tablet in the illustration dates to 5 BC and is said to be Georgia's first written book. Notice the Cross symbol on the center page. Fig. 10. Colchis-Iberia. When the Georgian Iberians (Celts, Goths, Visigoths, Ostragoths, Alans, Albanians, etc.) moved into Western Europe, they named their new home Iberia (today's Spain), even giving the same name to Italy. From Iberia, they then migrated to England (Anguli), Scotland (Scotae or Scythia), a region of Ireland (Hibernia), etc. Ancient England had several names, one of which is Albion, derived from "Alban" (ia). That other name of Albania, Aeria, became Ire-land. We also see the names of the Tannu-Tuva people in Europe, such as Denmark and Danube. Even our American Indians are from what are now the greatly reduced nation of Tannu-Tuva, Altai, and Khakassia. Russian scientists have found that their DNA matches that of our American Indians. But do we really need DNA to prove THAT? DECIDE FOR YOURSELF. Compare the following Turkish habitations with their American counterparts. You ,may have observed that the Navajo hogans (yurts) aren't made of felt. That's because the original Navajo settlers had no domesticated animals. Mexican idols holding up temple roofs were called Atlantes. Notice the Atlantes standing on the ruins of the main pyramid of Tula, Hidalgo. Some people say they represent aliens from Outer Space. If this is so, why are they dressed like Shamans from the Siberian Russian province of Tula?
Why have we humans waited so long to recognize the truth of the evidence before our eyes? Is it some phenomenon of Nature, wanting to remove the cobwebs from our minds and force us to remember exactly who we are and where we come from? Is it making us evaluate what we have been doing to harm or help the world and our fellow humans? Should we improve ourselves or are we helpless to change the world for the better? A famous New Mexico Membreno-Apache chieftain told me that we humans have now arrived at a divinely ordained and appointed moment of reflection, in which we must look back on our past. It is a pause before we get second wind and continue circumambulating throughout the universe . He said, "The past is now." Do we want that past-now to have -future appended to it? We must think seriously from now on. The last time, water enveloped the world. According to the prophecies, this time it could be turned into a whirling ball of fire! Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 10.Ekim.2009 Saat 09:48 |
|
![]() |
|
TUREBTÜRKİYE
Yönetici
Kayıt Tarihi: 02.Haziran.2008 Konum: Ankara Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 4404 |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 10.Ekim.2009 Saat 09:49 |
|
Altın Elbiseli Adam "Tarihi yeniden yazdıran buluş" EFSANEVİ ALTIN ELBİSELİ ADAMIN, ALTINDAN ELBİSESİ
1970 yılında, Kazakistan'da Alma-Ata'nın 50 km. kuzeyinde bulunan Esik kasabasında, garaj yapmak ve yol açmak için alçak bir tepenin düzeltilmesine karar verildi ve kazı başladı. O tarihe kadar o alçak tepenin bir höyük olduğunu kimse bilmiyordu. Çevrede eski kalıntılar da yoktu. Kazı yapılırken kullanılan araç büyük bir kayaya çarptı, işçiler, kayayı parçalamak için üzerini örten toprakları kürekle açtılar ve bunun işlenmiş bir kaya olduğunu gördüler. Durum, ilgili resmî makamlara bildirildi ve inceleme yapan arkeologlar tarihi bir eserle karşılaştıklarını gördüler. O tepe bir höyüktü, büyük bir mezarın üzerine yığılan kum tümsek idi. Höyüğü açan arkeologlar muhteşem bir mezarla karşılaştılar. Bu, bir lâhid değil, Mısır piramidlerindeki firavun odasını andıran, her tarafı kapalı, süslü kayalarla yapılmış bir oda idi. Bu odayı itina ile açtılar ve asıl şaşkınlık o zaman oldu. Çünkü, bu ölü odasının içi pırıl pırıl altın eşya ile doluydu. Altın olmayan eşyalar da çoktu. Tarihçiler bu elbisenin bir tigine (prense) ait olduğunu söylüyor, fakat tiginin kimliğini henüz bilemiyorlar. Onun için yazılarda adı "Altın Elbiseli Adam" olarak geçiyor. Elbise; M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış bir Türk tiginine ait. Halen Alma-Ata müzesinde bulunan bu elbise ve diğer eşyalar, 25 asırlık geçmişten Türk tarihine ışık tutan belgelerdir. Saf altından yapılan böyle bir elbise dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur. SAKA TÜRKLERİNE AİT Sakalar, M.Ö. 8. ve 4. yüzyıllar arasında, önce Tiyanşan'da, sonra da güneybatı Asya'da yaşayan Turanî kavimler topluluğuna verilen bir addır. Daha sonra bunlara İran kökenli Soğdlar da karışmıştır. Fergana, Kaşgar, Aral Gölü, Hazar Denizi arasındaki alanda ve bugünkü Rusya'nın güneyinde kalan yerlerde hâkimiyet kurmuşlardı. Bunların inanışları, ölü gömme törenleri ve örfleri, Altaylılarınkinin aynı idi. Hunların ve Göktürklerin âdetlerine de uyuyordu. Bir yandan İranlıların, öte yandan Çinlilerin sürekli baskılarına uğrayan Sakalar, M.Ö.4. yüzyılda devlet olarak ortadan kaldırıldılar. Bugün Yakut Türkleri kendilerine 'Saka' demektedirler. İşte esas film burada başlıyor... Bugüne kadar bilinen en eski Türk yazısı, Yenisey ve Orhun anıtlarındaki yazılardı ve bunlar zamanımızdan ondört asır geriye uzanıyordu. Oysa, Esik'teki mezarda bulunan bu yazı 25 asırlık bir belge idi. Sovyet tarihçilerinin okuduğu 26 harflik yazının anlamı şudur: "TİGİN 23'ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN." Esik höyüğünden altın bir elbise ve yüzlerce değerli eşya çıktı. Bu eşyalar arasında tarih bakımından en değerli olanı, yarısı kararmış bir gümüş tabaktır. Bu tabağın üzerinde bulunan iki satır yazı, en eski Türk yazısı sayılıyor.. Esik höyüğünde bulunan altın elbise ve diğer eşyalar halen Alma-Ata müzesindedir. Düzenleyen TUREBTÜRKİYE - 10.Ekim.2009 Saat 09:50 |
|
![]() |
|
nezes
Üye
Kayıt Tarihi: 28.Aralık.2009 Aktif Durum: Aktif Değil Gönderilenler: 2 |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 13.Ocak.2010 Saat 01:16 |
|
Cok tesekkur ederimpaylasiminiz icin...Ben de Onturk uygarliklarini arastiriyorum..Sinan Meydan in kitaplarini okudum daha bircok kitap var..Ayrica Muazzez Ilmiye Cig in da Turk-Sumer baglantilariyla ilgili bircok kitabi ve makalesi var...Ayrica ulu onderimiz MUSTAFA KEMAL ATATURK un de bu konuya ilgi gostermesi ve bu baglamda Turk Dil ve Tarih kurumunu kurmasi ve calismalarina bizzat katilmasi beni daha cok heyecanlandiriyor....Onturk tarihini onemsemeyen gunumuz tarihcilerini ise hic ama hic anlamiyorum..Tesekkurler
|
|
![]() |
|
Gönder
|
| Forum Atla | Forum İzinleri ![]() Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |